Antidepresanlar Gerektiğinde Kullanılmalı

Makaleler

Antidepresanlar Gerektiğinde Kullanılmalı

Depresyon dünyanın en büyük sağlık sorunlarındandır. En sık görülen ilk beş hastalıktan biridir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 raporlarına göre sakatlıkların, işten ayrılmaların, işe devamsızlıkların, kazaların sebep olduğu yeti yitimlerinin 4. Sık sebebidir. 2020 yılında 2. sıraya yükselmesi ön görülüyor. Her yüz kadından 10 ila 25’i, her yüz erkekten de 5 ila 12’si depresyona yakalanma riski taşıyor. Bu kadar yaygın ve yeti yitimi sebebi olan bir hastalığın maliyetinin ileri düzeyde olacağı da kesindir. Nitekim Amerika her yıl depresyon için 40-50 milyar dolar harcamak durumunda kalıyor. Sık görülmesi ve yarattığı yeti yitiminin üst noktada olması depresyonun çok ciddi bir şekilde ele alınıp tedavi edilmesini gerektiriyor. Son 15 yıl içinde çok farklı ve yan etkisi düşük antidepresanların üretilmesi depresyon tedavisinde büyük aşamalar kaydedilmesini sağladı. Eskiden yıllarca depresyondan kurtulamayan, depresyonu bir kader gibi yaşayan milyonlarca hasta tedavi şansı buldu. Bu güzel gelişmeler sevindiricidir. Ancak depresyon konusundaki hassasiyet ve antidepresanların mucizevi gibi algılanması onların uygunsuz bir şekilde kullanılmalarını beraberinde getirdi.  Ağrı kesici ve antibiyotiklerin kaderi antidepresanlara da sirayet etti. Esasında yazma tasarrufu psikiyatristlerde olan bu grup ilaçlar artık pratisyen hekimler tarafından bile rahatlıkla yazılabiliyor. Hemen hemen her gün ağrı, mide yakınması, çarpıntı, uykusuzluk gibi nedenlerle dahiliye, kardiyoloji  uzmanlarına giden ve herhangi bir fiziksel sorun tespit edilemeyince “hiç olmazsa bir antidepresan yazalım” mantığıyla antidepresan yazılmış danışanla karşılaşıyorum. Bu durum ilaçların uygunsuz yere kullanımına sebep olduğu gibi olası yan etkilerinin gözden kaçırılmasına sebebiyet veriyor. 
Uygunsuz Antidepresan Kullanımının Zararları

  • Antidepresan ilaçlar depresyonu veya endikasyonu (kullanma sebebi) olmayan insanlara verildiğinde depresif şikayetlere yol açabiliyor. Halsizlik, uyku hali, iştah azlığı veya çokluğu, huzursuzluk görülebiliyor.
  • Antidepresan ilacalar bazı insanlarda aşırı hızlanma, çok konuşma, az uyuma gibi şikayetlerle kendini gösteren hipomani veya mani tablolarına sebep olabiliyorlar. Bunların birçoğunu ancak bir psikiyatri uzmanı anlayabilmektedir. Bir beyin cerrahına baş ağrısı tanısıyla giden bir hastama, baş ağrısına sebep bir beyin arızası bulunamayınca çok sık kullanılan bir antidepresan verilmişti. Bu antidepresan sonrasında maniye giren hastamın toparlanabilmesi için 1 ay bir psikiyatri kliniğinde yatarak tedavi görmesi gerekti. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak gerekir.
  • Antidepresan son yıllarda hızla artan metabolik sendromun sebebi olan insülin direncine yol açabiliyor. O yüzden ilacın ne kadar gerekli olup olmadığına, kullanılabilecek en alt limitin ne olduğuna bir psikiyatri uzmanının karar vermesi gerekiyor.
  • Depresyon, komplikasyonlarına bakıldığında öldürücü olabilen bir rahatsızlık. Eğer hayatı ileri derecede etkileyecek boyuta geldiyse ve tehdit edici bir hal aldıysa ilaç kullanmamak  yanlış olur. Ama buna karar verecek olan kişi bir psikiyatri uzmanı olmalıdır.

Psikiyatri Uzmanları da Uygunsuz Yazabiliyor
Depresyon bir sıkıntılı sürecin sonucudur. Birçok kişiye özel sebebe sahiptir. Çağdaş psikiyatri anlayışında sadece sonucu tedavi etmek, yani sadece semptomları yok etmeye çalışmak depresyon tedavisi açısından yeterli görülmemektedir. Birçok psikiyatri uzmanı maalesef bu gerekliliği es geçip sadece ilaçla tedavi yolunu seçebiliyor. Bu yüzden ilaçları bıraktıktan sonra tekrar hastalanan ve gereksiz yere yıllarca antidepresan kullanan birçok hastaya rastlıyoruz. Bazen de ilacın gerekmediği gerekli olmadığı “hafif demoralizasyon” ve bir üzücü olaya bağlı “stres bozukluklarında” bile hemen antidepresan yazılabildiği oluyor. Halbuki bu grup sıkıntıların en azından bir kısmı uygun bir terapötik yaklaşımla çözülebilmektedir. Ancak psikiyatrist olup da “gelen hastaya bir şeyler yazalım” mantığıyla antidepresan yazan meslektaşlarımız da maalesef var. Şükür ki bunlar çoğunlukta değil. Böyle bir yaklaşım hem etik değildir, hem sorunu çözücü değildir. Bir psikiyatristin ilaç tedavisinin yanında sebebe yönelik psikoterapi uygulamalarını bilmesi veya tedaviye eklemesi bir zorunluluktur. Hastayı depresyon riskiyle karşı karşıya getiren aşırı mükemmeliyetçilik gibi kişilik özellikleri, geçmiş travmatik yaşantılar, olumsuzluklar karşısında aşırı üzülme ve tepki verme gibi unsurlar giderilmeden depresyon tedavisinin tam olduğunu söylemek mümkün değildir.