Alkole Teşvik Etmek Ateşle Oynamaktır

Makaleler
Alkole Teşvik Etmek Ateşle Oynamaktır


Alkol yaşını 24’e çıkaran yeni yasa gündemi uzun bir zamandır işgal ediyor. Yasaya farklı kesimlerden farklı yaklaşımların olması bir tartışma ortamının doğmasına sebep oldu. Ben bu duruma tıbbi açıdan yaklaşmak istiyorum.

Hayatın her alanını etkileyen ve dünyada artan bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkan alkolizme sadece bireysel perspektiften yaklaşmamız bilimsel değildir. Bu mantıkla baktığımızda uyuşturucu kullanımını da bireysel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirmek ve belli bir yaştan sonra serbest bırakmak gerekirdi. Neden böyle yapmıyoruz? Çünkü biliyoruz ki uyuşturucu kesin bağımlılık yapar. Hollanda gibi ülkeler esrar gibi uyuşturuculara bu mantıkla yaklaşmışlar, ancak sonraki 5 yılık dönemde şizofreniden tutun da intiharlara ve adli olaylara kadar birçok sorunun arttığını görünce vazgeçmişlerdir. Sonuçta bağımlılık potansiyeli yüksek olan ve uyuşturucu bağımlılığına yatkınlığı artıran alkol konusunda aynı uyuşturucuya gösterdiğimiz hassasiyeti gösterme zorunluluğumuz vardır. Ben buradan tamamen yasaklanması değil bağımlılığa zemin hazırlayacak etkenler için önlem alınmasını kastediyorum. İnsanlar alkol karşısında kendi adlarına nasıl davranacakları hususunda serbesttirler. Ancak başkalarına etki konusunu belirlemede serbest değildirler. Burada bireysel yargılardan ziyade bilimsel görüşler ön plana geçmelidir. Çünkü genetik olarak alkole yakınlığı olan bireyler tek alkol kullanımıyla bile alkolizme yakalanabiliyorlar. Yani bir kişide bu riskin olmaması onun eşinde, dostunda ve akrabasında risk olmayacağı anlamını taşımaz.

Öncelikle Alkolle İlgili İstatistiklere Bir Göz Atalım

Amerika Birleşik Devletleri'nde toplumun % 90’ı hayatının bir döneminde alkol almaktadır.
Erişkinlerin % 60-70'i ise sık bir şekilde alkol kullanmaktadır.
Alkole bağlı sağlık sorunları, kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü sağlık sorunudur.
Yetişkin insanların % 30-45'i hayatının bir döneminde en az bir defa aşırı alkole bağlı trafik, iş ve okul sorunu yaşamaktadır.
Alkol bağımlılığı riski erkeklerde kadınlardan 2 kat daha fazladır.
Yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir.
Otomobil kazalarında % 75
Kazadan ölümlerde % 50
Adam öldürmelerde % 50
İntiharlarda % 25 oranında alkol sorumludur.
Alkol ortalama yaşam süresini en az 10 yıl kısaltmaktadır.
Alkol başka bağımlılık yapan maddelere öncülük etmektedir.
Bazı mesleklerde alkol bağımlılığı daha sıktır. Alkollü içki satan yerlerde çalışanlarda, oyuncularda, yazarlarda, denizcilerde ve doktorlarda alkol kullanımı daha sıktır.
Birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda alkolizm riski 7 kat artmaktadır. Mesela alkol bağımlısı bireylerin baba ve erkek kardeşlerinde alkolizm oranı % 25 gibi büyük bir orana sahiptir.

Peki, alkolizme giden yol nasıl oluşuyor?

Tabi ki her içen alkolik olmuyor. Ama düzenli içen herkes alkolizm tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Çünkü düzenli içme beyinde reseptör düzeyinde bozulmalara ve bağımlılık riskinde artmaya yol açıyor. Alkolü haftanın en az 3-4 günü düzenli bir şekilde alan kişilerin, bir ruhsal sıkıntıyı gidermek, uyumak, stresin yarattığı gerginlikten kurtulmak için aldıklarını düşünürseniz riskin ne kadar yüksek olduğunu siz de tahmin edebilirsiniz.

Alkolizme giden yol hangi aşamalardan oluşuyor?

Efkar Dağıtmak ve sıkıntı giderme için içme: Bu aşamaya psikolojik bağımlılık aşaması da diyoruz. Kişiler uykusuzluk, gerginlik, sinirlilik gibi ruhsal veya baş ağrısı, kas ağrıları gibi bedensel sıkıntıları gidermek için hemen hemen her gün ve aşırı alkol almaya başlarlar. Bu aşamada bırakıldığında kesilme belirtileri görülmez. En ufak bir sıkıntı ve üzüntüde alkol akla gelir. Bir nevi alkolizme götüren şartlanmaların başladığı dönemdir.

Alışkanlık Dönemi (Olağandışı alkol alma): Bu aşamada kişide gastrit, polinevrit, karaciğer yağlanması gibi bedensel bozukluklar çıkmasına rağmen fiziksel bir bağımlılık ortaya çıkmaz. Ancak alkol kişinin hayatının bir ritüeli ve bir parçası haline gelmiştir. Eğlencesini, dinlenmesini, tatilini, yemesini, içmesini alkole göre planlamaya başlar. Bu aşama bağımlılıktan bir önceki aşamadır. Eğer bu dönemde uyanılırsa bağımlılıktan kurtulma şansı artar.

Titrek Alkolikler Aşaması: Bu dönem alkol kontrolünün ortadan kalktığı, içme isteğinin önüne geçilemediği dönemdir. Alkole bağımlılık artık gelişmiştir. Alkol bırakıldığı zaman kesilme belirtileri ve “ titreme” gözlenir.

Şiddetli Bağımlılık Dönemi: Ağır bedensel ve ruhsal bozukluklar oluşmuştur. Alkole tolerans gelişir. Yani kişi alkolün miktarını hep artırma ihtiyacı içine girmiştir.

Alkolsüz Yaşayamama Dönemi: Kişi “su gibi” alkol içer. Alkol olmadan yaşayamaz hale gelir. Bu aşama alkolden ölümlerin en sık yaşandığı aşamadır. Acilen tıbbi ve psikiyatrik girişimde bulunulmalıdır.