Bonzai Bağımlılığı

Bonzai Bağımlılığı Ruhsal Travmalardan Kaynaklanıyor
İnsanın ruhsal yapısında önemli rol oynayan önemli unsurlardan biri de dürtülerdir. Dürtüler insanı haz peşinde koşmaya sevk eden, hemen ve şimdi olsun noktasında tutan etkilerdir. Dürtüleri kontrol edebilmeye irade, edememeye ise dürtüsellik ya da iradesizlik adını veriyoruz. İrade sanıldığı gibi sadece kişinin ahlakıyla ve kişilik yapısıyla ilişkili değildir. Aynı zamanda beynin ön bölgesinin bir fonksiyonudur. İrade ya kişisel gelişimin zayıf kalmasıyla ya da beynin işlevselliğini bozan etkenlerle zayıflıyor. Her istediği sorgusuz sualsiz yapılan, haz konusunda sınır çizilemeyen, ilgisiz bırakılan, şiddet içeren ortamlarda büyütülen, sorumluluk bilinci aşılanamayan çocuklar erişkin dönemde iradî açıdan zayıf olabiliyorlar. Bu kişiler büyük bir boşluk duygusu ve tatminsizlik içinde mutsuz bir hayat sürüyorlar. Ancak irade bozukluklarında dolayısıyla bağımlılıklarda başı çeken sebep ruhsal travmalar oluyor. Anne, baba, yakın akraba ve arkadaş gibi sevilen kişilerin kaybı, hayal kırıklıkları, ayrılıklar ve benzeri travmalar beynin elektriksel ve kimyasal işleyişini bozarak iradeyi zayıflatabiliyor ve bağımlılığa zemin hazırlıyor.

Bir Bonzai Savaşçısı
Son yıllarda yaygınlaşan ve uzun süre içildiğinde kesin olarak öldüren Bonzai bağımlılarının genellikle bir ruhsal travma sonrasında bu maddeyi kullanmaya başladıklarını görüyoruz. Tuzağa düşürülen gençlerin birçoğunun aileleri sıradan aileler. Bonzainin ucuz ve ulaşılabilir olması zengin fakir her kesimi zehirlemesine zemin hazırlıyor. Size Bonzai savaşçısı bir hastamdan bahsetmek istiyorum. Hastanın anne babası o çok küçük yaşlardayken çalışmak için İstanbul’a gelmiş ve onu dedesinin yanında bırakmışlar. Dedesi iyi kalpli, sevecen bir ihtiyarmış. Onu sevgiyle ve şefkatle büyütmüş, neredeyse herşeyi olmuş. Ancak ortaokul çağına geldiğinde anne baba tarafından okutulmak için istemeyerek İstanbul’a getirilmiş ve bir ortaokula verilmiş. Dedesinden ayrılıp İstanbul’a getirilmek onun için büyük bir acı olmuş. Bu acı içinde ortama ayak uyduramamış ve dersleri kötüleşmiş. Bir müddet sonra dedesinin vefat haberini almış ve bu, bağımlılığa götüren son darbe olmuş. Okulu bırakmış, sorumluluklarını almayan ve sürekli problem çıkaran bir ergen haline gelmiş. Çevresindeki kötü arkadaşların da teşvikiyle Bonzai kullanmaya başlamış. Ancak Bonzai onu gitgide daha da kötüleştirmiş ve bir zaman sonra hem ruhsal hem de fiziksel açıdan hastalanmış. Birçok doktora başvurmuş, çok ilaç kullanmış fakat tedaviler başarısız kalmış. Bu hastayla kurmuş olduğumuz iyi bir diyalog ve güven ortamı kurduk. Gerekli fiziksel arındırma ve ilaç tedavisini planladık. Beraberinde EMDR terapilerine başladık. Yaşadığı travmalar onda yalnızlık, yetersizlik ve değersizlik düşüncelerine sebep olmuş o da bunları teselli etmek adına maddeye sarılmıştı. Düştüğü tuzağın farkına varamamış ve gitgide daha da yalnızlaşmış ve karamsarlaşmıştı. Terapilerin sonunda yalnızlık ve değersizlik düşünceleri geriledi, kendine güveni arttı. kopuk olduğu çevresiyle ve ailesiyle yeniden bir bağ kurdu ve bu sayede Bonzaiden kurtulabilmeyi başardı.

Bağımlılıkta EMDR ve Travma Terapisi Çok Önemli
Günümüz bağımlılık tedavilerinde genellikle sebebe değil sonuca yönelik protokoller yer alıyor. Mesela madde bir depresyona sebep oldu ise o tedavi ediliyor veya uykusuzluk, kaygı ve dürtüsel davranış varsa onlara yönelik ilaç veriliyor. Bu uygulama maddenin yarattığı sıkıntıları giderebiliyor, ama maalesef bağımlılığı ortadan kaldıramıyor. Bağımlılık tedavilerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının temel nedeni budur. Tedavide mutlaka klasik yöntemler uygulanmalı, ancak beraberinde sebebe yönelik yöntemler de devreye sokulmalıdır. Bu yöntemlerin başında bahsettiğimiz ruhsal travmaları tedavi eden EMDR ve beyin güçlendirme çalışmaları gelmektedir. Madde bağımlılığı genellikle yaşanmış travmatik anıların beyinde oluşturduğu negatif etkinin yansımalarıdır. Anı işlenmemiş bir şekilde beyinde kaldığı müddetçe bağımlılık çok güçlü bir şekilde devam eder. Hastanede yatış ve klasik tedaviler hastayı fiziksel olarak arındırır, EMDR gibi travma terapileri de travmatik anıları işleyerek ruhsal ve zihinsel açıdan arındırır. Ruhsal arındırma yapılamadığı taktirde fiziksel arındırma arzu edilen sonucu verememektedir. Sonuç olarak madde bağımlılığıyla ruhsal travmalar arasında büyük bir ilişki olduğunu ve bu travmaları temizlemedikçe kişinin bağımlılıktan kurtulma noktasında zorlanacağını bilmek çok önemlidir. Maddenin esaretinden kurtulmak travmanın esaretinden kurtulmakla mümkündür.