Çocuk ve Ergen

Makaleler

Cam Fanus İçinde Büyütülen Çocuklar
Aşırı koruyuculuk çocuğun duygusal, sosyal, ruhsal ve fiziksel gelişimi üzerinde olumsuz izler bırakıyor. Bu izler,  çocuğun yetişkin dönemde bazı zorluklar yaşamasına sebep oluyor. Aşırı koruyucu anne-baba ile büyüyen çocuklar bağımsız hareket edemiyor, inisiyatif almayı ve karar vermeyi öğrenemiyorlar. Ayrıca bağımlı bir kişilik yapısı geliştiriyorlar ve kendilerine olan güvenleri son derece düşük oluyor. Bütün bunlar çocukluk, ergenlik ya da erişkinlik dönemlerinde depresyon, kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı gibi psikolojik sorun riskini artırıyor.

Cinsel Korkuların Tohumu Küçük Yaşlarda Atılıyor
Cinsellik en temel dürtülerden biridir. İnsanoğlu yalın bir cinsellik algısıyla doğar. Bu algı bulunduğu toplumun normları, kültürel anlayışı ve geleneksel yapısı içinde şekillenir. Yani tek tip bir cinsellik anlayışı yoktur. Çocuklarda bu şekillenme 3–7 yaş arası dönemde başlar. Çocuk cinselliği, karşı cinsi, cinsel bölgesini ve cinsel hazzı keşfeder. Eğer bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatırsa cinselliği doyurucu ve mutlu edici bir şekilde gelişir. Ancak bazen bu tabi gelişimi bozan, aşırı tutuculuk veya aşırı serbestlik şeklinde sınır sorunları baş gösterir. Bunun neticesinde de bazı cinsel korkular ortaya çıkar. Bugünkü yazımda bu çok sık görülen korkulardan bir kaçını ele alacağım.

Aşırı İlgi Çocuğu Hasta Eder
Hepimiz çocuklarımızı severiz, onlar için her şeyi göze alırız, canımızı bile veririz. Ancak her şeyde olduğu gibi sevgide de aşırıya kaçmak zarar verici oluyor.
Aşırı ilgili ebeveynler çocuklarının her yaptığını takip eden, inisiyatif alanlarını daraltan, sürekli “yapma, etme” tarzındaki uyarılarla kısıtlayan anne-babalardır. Çocuklarının ufak tefek de olsa sorun yaşamasına tahammül edemezler. Genelde mükemmeliyetçi, kontrolcü ve detaycı kişilerdir. Evet çocuklarının iyiliğini, mutluluğunu isterler, onları çok severler, ama farkında olmadan zarar görmelerine sebep olurlar. 

Boş Yuva Sendromu

Yaz geldi. Birçok çift evlilik hazırlıkları yapıyor. Kızlarını veya oğullarını evlendiren anne-babaları da inceden inceye bir hüzün sarıyor. Anne babaların hüzün yaşamaları tabi ki doğal bir süreçtir. Ancak bazen bunun şiddeti fazla olur. İşte biz o zaman “boş yuva sendromu” adını verdiğimiz bir durumla karşı karşıya kalırız.

Çocuklar Neden ders Çalışmazlar?
Dikkatin ruhsal ve zihinsel iki komponenti vardır. Zihinsel komponent direk dikkat hücrelerinin işleyişiyle yani doğrudan beynin dikkat alanlarının kimyasal veya elektriksel durumuyla ilgilidir. Ruhsal komponent ise istek, ilgi, motivasyon ve yönelme gibi kavramları içerir. Bir çocuk dikkat hücreleri normal olduğu halde dikkatin ruhsal komponentlerini oluşturan bölgelerde bir problem varsa yine dikkatini verememe, odaklanamama, dikkatini toparlayamama ve dolayısıyla anlama, kavrama ve hafıza sorunları yaşayabilir. Ruhsal süreçlere bağlı derse odaklanama sorunlarının altında çocuğun zihninde oluşmuş şu düşünce kalıpları etkili olur:

Yeni Yıl İyi Bir Motivatördür
Motivasyonu insanın her türlü ihtiyaçları için harekete geçme gücü olarak tanımlayabiliriz. Motivasyon yanlışlıkla pasif bir süreç gibi algılanır. Sanki ilham gelecek ve insan bir anda motive olacakmış gibi düşünülür. Halbuki motivasyon insanların hükmedebileceği, elinde tutabileceği ve yönlendirebileceği aktif bir süreçtir. Yani motivasyon tıpkı kaslarımızı kullandığımız gibi istemli olarak kullanabileceğimiz bir beceridir.

Okul Başarısızlığı
Okul başarısızlığı bir ruhsal bozukluğun belirtisi olabilir. Gerek ilköğretim çağında gerekse lise çağında çocuklarda bazı zamanlar doğal inişler çıkışlar gözlenebilir. Ama hiçbir şekilde bu inişler çocuğun performansının çok düştüğü ve hatta notlarına etkilediği şekilde olmaz genelde bir ortalaması vardır her çocuğun  o ortalamanın üzerinde veya sınırında devam eder eğer o ortalamanın aşağısına düşmeye başlıyorsa bir çocuk onun çok iyi izlemek gerekiyor sıradan bir tembellik olarak değil de acaba çocuğun bir sorunumu var sorusuna sormak gerekiyor.

İnternet Bağımlılığı
Teknoloji bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da sık kullanmaktan kaynaklanan birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. İnternetin aşırı bir şekilde kullanımı sosyal, eğitimsel ve psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir. Özellikle gençler arasında günden güne artan internet sorunları anne-babalarla çocukların iletişimini bozmakta, çocuğu yalnızlaştırmakta ve yabancılaştırmaktadır. Çevrenize dikkatlice baktığınızda bu dertten az veya çok muzdarip olmayan bir ailenin olmadığını görürsünüz.

Hiperaktif Çocuklar Yaramaz Değildirler
Hiperaktivite; aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtü kontrolü azalmasının bir arada görüldüğü psikiyatrik bir bozukluktur. Rahatsızlığın tam adı Dikkat Eksikliği Hiperaktivitedir. Yüz çocuğun 3 ila 5’inde görülür. İlk çocuklarda hiperaktiviteye daha sık rastlanır. Erkek çocuklarda aşırı hareketlilik gözlenirken, kız çocuklarda dikkat problemleri öne çıkar.

Çocuklarda Gece Altını Islatma
Çocukların çoğu 2–4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Ancak çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikme sebebiyle gece altını ıslatma ortaya çıkar. Yaşı büyüdükçe bu durum kaybolur. Üç yaşındaki çocukların %40'ında altını ıslatma görülür. Bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşer. Erkek çocuklarda altını ıslatma kızlara nazaran daha sık görülür.

Müzik Otistik Çocukların En Büyük Dostudur
Otistik çocuklar sosyal ve iletişimsel alandaki eksikliklerinin aksine, müzikal uyaranları anlama konusunda oldukça iyidirler. Araştırmalar da bunu destekler mahiyettedir. 12 otistik çocuk üzerinde yapılan iki yıllık bir çalışmada, çocukların müziğe diğer çevresel uyaranlardan daha çok ilgi ve tepki verdikleri görülmüştür. Bir başka çalışmada, otistik ve normal çocuklara sözel ve müzikal uyaranlar verilmiştir. Normal çocukların bu iki uyaran arasında bir tercih yapmadığı, otistik çocukların ise müzikal uyaranları daha çok tercih ettikleri gözlenmiştir.

Eyvah! Çocuğum Okuldan Korkuyor
Yeni bir akademik yıl başlıyor. Anne ve babaları bir heyecan sardı. Birçok ebeveynin aklından haklı olarak “acaba çocuğum yeni sınıfına alışabilecek mi?”, yeni okula başlıyorsa “okula adapte olabilecek mi?” gibi kaygı dolu düşünceler geçiyor. Bugün sizlere okula yeni başlayan çocuklarda sıkça rastlanan okula gitme korkusundan bahsetmeye çalışacağım.

Çocuklarda Takıntılar Kafana Takma Demekle Geçmez
Takıntı hastalığı bin çocuktan 3 ila 9’unu etkileyen bir bozukluktur. En sık 7 yaş civarı görülür. Ancak ortalama başlangıç yaşı 10’dur.

Takıntı istenmeden gelen, uygunsuz ve şiddetli sıkıntı yaratan, yineleyici düşüncedir. Çocuk bunları baskılamaya veya başka bir düşünce ve eylemle etkisizleştirmeye çalışır. Ancak başarılı olamaz ve bu yüzden gittikçe artan bir huzursuzluk içine girer.

Çocuğunuzun Dinlediği Müziğe Dikkat Edin!
Ergenlik dönemi i kargaşasının yaşandığı kişiliğin oturmakta şekillenmekte olması sebebi ile bir çok çalkantılara gebe olan bir dönemdir. Bu dönemde aileler çocuklarının davranışlarında bir takım değişimler olduğunu görürler ve bir şekilde çocuklarıyla iletişime geçmeye çalışırlar ancak çocuğunuzla iletişime geçebilecek alanlar yaratmamız ve çocuğumuzu çok iyi tanıya bilmemiz açısından ………  oluşturmamız çok önemlidir.

Çocuğunuzun Dinlediği Müzik Birçok Şeyin Habercisi Olabiliyor!
Ergenlik kimliğin netleştiği, benliğin şekillendiği ve kişiliğin oturduğu bir dönemdir. Genç eğer sağlıklı ve paylaşıma açık bir aileye sahipse bu debdebeli dönemi nispeten kazasız ve belasız bir şekilde atlatır. Ancak bunun tersi bir durum söz konusuysa okul ilişkileri, sosyal ilişkiler, aile ilişkileri, karşı cinsle olan ilişkiler, beden ve kendilik algısı gibi konularda zorluklar gözlenir. Ergen var olma ve özgür olma arayışındadır. Ona aşırı koruyup kollayan, aşırı sınırlandıran, aşırı ikaz eden veya eleştiren bir tavırla yaklaşırsanız bir anda rakibi haline gelirsiniz. Çünkü bu tavrı benlik bütünlüğü için bir tehdit olarak algılar. Nitekim özgürlük ergenin en sık dillendirdiği kavramdır. Çatışmalar iyi yönetilirse gelişime katkıda bulunur. Aksi takdirde ergen kişisel gelişimini tamamlayamayan, mutsuz ve başarısız bir birey olur.