Depresyonda Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Makaleler

Depresyonda Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Günlük hayatımızda bazen kendimizi mutsuz, isteksiz, ilgisiz, keyifsiz hissedebiliriz. Bu bir sebebe yönelik de olabilir sebepsiz de. Bu durum genellikle bir iki saatten birkaç güne kadar devam edip geçer. Ancak depresyonda uzun süre ve artarak devam eder. Kişi mutlu olamamaya, önceden yapıp da zevk aldığı şeylerden artık zevk alamamaya ve hayata karşı gitgide isteksiz olmaya başlar. Güne sıkıntıyla başlar, “bugün nasıl geçecek” diye hayıflanır, evden dışarı çıkmak istemez. İlerleyen durumlarda yaşamak için bir sebep bulamama, hayatı anlamsız bulma ve ölme isteği belirir. Zamanla kişinin günlük aktiviteleri aksar. Hiçbir iş yapmak istemez, en ufak bir şey gözünde büyür, yapacaklarını erteler. Gece uykuya dalamama, sık sık uyanma, erken saatlerde uyanıp uyuyamama şeklinde uyku bozuklukları baş gösterir. Unutkanlık ve dalgınlık başlar. Ev hanımlarında yemeği ocakta unutma, yemek yakma, buzdolabını açıp dakikalarca “ne alacaktım” diye düşünme sıktır. Depresyon kişiyi halsiz, yorgun, bitkin düşürür. Sinirli ve öfkeli yapar. İştahını bozar. Ya çok yedirir ya da iştahtan keser.

Depresyon tedavisindeki birinci kural farkına varabilmektir. Bu belirtilere sahip olan bireylerin yapacağı ilk iş bir psikiyatra gitmek olmalıdır. 

Domuz Gribini Takmak Tedavi Etmiyor
Malumunuz domuz gribi gündemde. Son günlerde okullarda grip vakaları artmaya başladı. Bu illet hızlı yayılıyor maalesef. Ama illete mağlup olmamanın birinci şartı moralli olmaktır. 
Çünkü moral bozukluğu bağışıklığı bozan en önemli etkenlerdendir.

O zaman şunlara dikkat ediniz:
-Çocuklarınıza sürekli hasta muamelesi yapmayın
- Evde mümkün olduğunca hastalık konusunu konuşmayın. Biliyorsunuz ki hastalığı konuşmak tedavi etmiyor. 
- Televizyondaki grip haberlerini çocuklarınıza izlettirmeyin. Hatta siz de izlemeyin.
- Grip korkusu yaratmanın çocuklarda gripten daha büyük travmalar oluşturabileceğini unutmayın

Bir Sözüm de Medyaya!
Evet bu tür olayların haber değeri büyüktür. Ama gelin bir defa da çocuklarımız için bu değerli haber kaynağından vazgeçelim. Tabi ki bilgilendirelim, ama felaket tellallığı yapmayalım. Mesela ölenlerin sayısını yayınlamak yerine iyileşenleri yayınlamak halk sağlığı açısından çok daha faydalı olacaktır. Unutmayın etkilenenler bizim çocuklarımız.