Dini İnançlar Ve Kültür Terörizmden Koruyor

Makaleler

Dini İnançlar Ve Kültür Terörizmden Koruyor

Bilim insanı farklı dönemlerde farklı şekillerde tarif etmiştir. Bir dönem “insan biyolojik bir varlıktır”, bir dönem “insan sosyal bir varlıktır” bir dönem de “insan biyopsikososyal bir varlıktır” gibi tanımlamalarda bulunmuştur. En son aşamada ise “biyo-psiko-sosyo-spiritüel bir varlık” olarak tanımlamıştır. Yaşanan stres olayları karşısında insan biyolojik, psikolojik ve sosyal savunma mekanizmalarının yanında spiritüel kaynakları da kullanmaktadır. Son dönemlerde dini inançların, maneviyatın ve kültürel değerlerin stresten korunmadaki rolleri üzerine yüzlerce araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalar ülkemizin ve dünyanın gündemini işgal eden terör konusunda dini ve kültürel faktörlerin olumlu etkilerini ortaya koymuştur. 

TERÖRÜN HEDEFİ TOPLUMUN RUH SAĞLIĞIDIR
Terörizm çıkar gruplarının menfaatlerini insani ve hukuki yollarla değil de şiddet yoluyla elde etme düşüncesidir. Terörizmin amacı insanları yok etmek gibi görünse de yaşanan olaylar ve hazırlanış biçimleri daha çok gözdağı vermek, caydırmak ve korkutmak olduğunu göstermektedir. Nitekim her terör olayının ardından toplumun günlük hayatı kesintiye uğrar, aşırı refleksif davranış, tehlikeli alanlardan kaçınma, aşırı uyarılmışlık ve tetikte olma durumu söz konusu olur. Sonuçta toplumda bir güvensizlik, ölüm korkusu ve aşırı koruma davranışı kendini gösterir. Haliyle terör karşısında sadece silahlı güçleri çözüm üretmede yetersiz kalabilmektedir. Tabi ki devletin silahlı kuvvetleri ve emniyet teşkilatı vatanı müdafaa etmeli ve vatandaşları korumalı. Ancak terörü bitirme beklentilerini orduya ve emniyet güçlerine endekslemek çözümü geciktirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Çünkü tekrar vurgulamakta fayda var “terörün asıl amacı toplumun psikolojisini bozmaktır”. 

Peki, o zaman silahlı müdahalenin yanında neler yapmak gerekir?
Bu konuda toplumun güçlerini ve kaynaklarını ortaya koymak çok önemlidir. Nedir bunlar? Bu toplumun inançları ve kültürel değerleridir. Türk insanının büyük bir çoğunluğu dindar, maneviyatçı ve mukaddesatçıdır.  Burada dindarlığı önemli bir psikososyal parametre olarak ele alıyorum.  Dünyada terör üzerinde çalışan bazı otoriteler “Teror Management Theory” olarak adlandırılan ve kısaca TMT denilen yöntem üzerinde durmaktadırlar. Bu yöntem daha çok kendine güven ve kültürel bakış açısına odaklanır. Bu meyanda yapılan araştırmalar dini inancın ve kültürel dayanışmanın terörün  psikolojik etkilerinden koruduğu tespit edilmiştir. 1994 yılında Missouri Üniversitesinin yaptığı bir araştırmada dini inançların ölüm korkusunu ve terörün sebep olduğu güvensizlik duygusunu minimuma indirmede etkili olduğu belirlenmiştir. 
Özetle terör sorunun çözmede toplumu güçlendirmek teröre karşı caydırıcı olacaktır. Korkmamak, cesur olmak ve dimdik durmak için din, dil, kültür, inanç, tarih birliği, vatandaşlık gibi sosyo-spiritüel güçlerimizi seferber etmeliyiz.