Teşvikiye Cad. Çevre Apt. No:35 Kat:1 Daire:1 Nişantaşı/İstanbul
0 (212) 291 53 18



Kapat
0212 291 53 18 bilgi@htagrup.com

EMDR TERAPİSİ NEDİR? NE İŞE YARAR?

EMDR terapisi, göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden process etme, süreçlendirme terapisi adı verilen bir terapi yöntemidir. EMDR terapisinin temelinde travmatik anıların işlemlenmesi yatmaktadır. İnsanlar hayatlarının belli zamanlarında mutlaka travmaya maruz kalırlar. Bu travmalar bazı insanlarda birtakım psikolojik bozukluklara yol açar. İşte bu psikolojik bozukluklara yol açan travmaları işlemleme üzerine geliştirilmiş bir terapi yöntemidir. Son zamanlarda trendi yükselmektedir. Dünyada iki milyonu aşkın insanın EMDR terapisinden istifade ettiği bilinmektedir.

1987 yılında bilim adamı olan Dr. Francine Shapiro adında bir klinisyen tarafından geliştirilmiştir. Kendisi bir hastalık geçirmiştir. Bu hastalıktan dolayı çok düşünceli, üzgündür. Bir ormanda gezinirken bu duygusunun azaldığını hissetmiş ve bunun üzerine gitmiş, yürüyerek veya sağa sola göz hareketleriyle beynin sağını ve solunu uyarmanın sıkıntıları azalttığını keşfetmiştir. Bunun üzerine birtakım araştırmalar yapmıştır. 1989 yılında da bu araştırmaları yayınlamıştır. O zamandan sonra EMDR terapisi travma odaklı terapi yöntemi olarak psikiyatri, psikoloji camiasına kazandırılmıştır.

EMDR terapisi bir bütüncül terapidir. Diğer bütün terapi yöntemlerini de kendi içinde ihtiva eden bir yöntemdir. Dinamik psikoterapiler, Bilişsel Davranışçı psikoterapiler veya Eklektik terapiler gibi terapilerin bütün metotlarını, unsurlarını kendi içinde barındırır. Ancak diğer terapi yöntemlerinden ayırt edici yönü, iki taraflı uyaran vererek tüm bunları yapmasıdır. Yani beynimizin sol ve sağını uyararak gücünü ortaya koymaktadır. Beynimizin solu ve sağının uyarılmasının esprisi şudur: İnsan beyninin sol tarafı daha çok mantık, analitik düşünce, zekayla ilgili alanlardan oluşur. Sağ beyin ise hisseden beyindir yani daha çok emosyonel olayların gerçekleştirildiği merkezlerden oluşur. İkisi arasında bir köprü vardır. Beynimizin solu ve sağı herhangi bir problemi çözmek için beraber çalışmak zorundadır. Buna entegrasyon prensibi diyoruz. Haliyle bir travmatik olayı işlemlerken de beyin sol ve sağ taraflarını uyararak, bütün beyin alanlarını işin içine katarak o meseleyi çözmeye veya işlemlemeye çalışır. EMDR terapisinde iki taraflı uyaran verme, diğer terapi yöntemlerine bir katkıda bulundu. Beynin iki tarafının da olayın çözümlenmesi noktasında aktive edildiği düşüncesinden hareketle uygulanmaktadır.

EMDR terapisi dünyada, literatürde kısa süreli terapiler bölümünde yer alır. Kısa sürede sonuç almayı sağlar. Eğer bir kişinin bugünkü yaşamış olduğu psikiyatrik rahatsızlığın etkeni olan bir travma varsa o travmayı çalışmak hem tedaviye büyük katkıda bulunmuş oluyor hem de kişinin semptomlarını ve yaşamış olduğu sıkıntıları ortadan kaldırıyor. Bunlar tamamen ortadan kalkmasa bile çok kısa sürede şiddeti düşebiliyor. Bu ne demektir? Kişinin işlevselliğine çok kısa bir süre içerisinde tekrar kavuşması demektir.

TRAVMATİZE OLMUŞ BEYNİN KİŞİNİN YAŞAMINA ETKİSİ

Örneklerle gitmekte fayda var. Bir örnek olarak sürekli anne baba kavgaları olan bir çocuk düşünelim. Anne baba sürekli kavga ediyor. Anne “Çocuklar olmasa ben bir dakika durmam. Senin kahrını çekmem.” diyor. Baba da sürekli çocuğun annesine hakaret ediyor. Dövmeye kalkıyor. Böyle bir ortamda büyüyen bir insanı düşünelim. Bu durumu yaşayan milyonlarca insan var. Ama hepsi travmatize olmuyor. Annem babam kavga etti ama sonra düzeldiler deyip geçiştirebiliyor. Ama bazıları o esnada yaşamış oldukları ruh halini hayatlarının sonuna kadar devam ettirebiliyorlar ve bunun farkında olmuyorlar. Kişi ne yaşıyor? Mesela o anda kendini güvende değilmiş gibi hissedebiliyor. Müthiş bir korku, kaygı, endişe yaşıyor. “Annem beni terk ederse, annem giderse ne yaparım? Yalnız kalırım. Yalnız kalırsam ne yapacağım? Ya ölürsem ya hastalanırsam. Bana kimse bakmayacak. Beni kimse desteklemeyecek.” gibi birtakım düşünceleri çocuk orada öğrenebiliyor. Ve bu çocuğun ilerleyen hayatında yalnız kalma korkusu, “Ben her şeyi düzgün yapmak zorundayım, her şeyi doğru yapmak zorundayım çünkü başaramazsam, ayakta duramazsam beni kimse desteklemez.” şeklinde hep onaylanma ihtiyacı, yaptıklarının hep övülmesi ihtiyacı, kendini hep değersiz, yetersiz, güçsüz hissetme düşüncelerinin tezahürü, yansımaları olan yaşantılar söz konusu olabiliyor.

EMDR TERAPİSİ: HER PSİKİYATRİK RAHATSIZLIKTA ETKİLİDİR

EMDR terapisi özellikle travmaların sebep olduğu psikiyatrik rahatsızlıklarda son derece etkili bir yaklaşım ve yöntemdir. Travmaya bağlı psikiyatrik rahatsızlıklar deyince ilk etapta aklımıza Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) geliyor. Travma yaşayan insanların %10 ila %15 i arasında TSSB gelişebiliyor. Travmayı yaşadıktan sonra ilk etapta kabuslar, aşırı korkular, flashback’ler, güvende hissedememe, sürekli tehlike altında hissetme gibi akut stres reaksiyonu oluşuyor. Eğer o travmatik olay işlemlenemezse belli bir süre sonra kronikleşiyor ve TSSB’ye dönüşüyor. Bunun için en etkili terapi yöntemlerinden biri EMDR terapisi olarak kabul ediliyor.

Ama bunun haricinde travmanın sebep olabileceği, travmanın şiddetlendirebileceği psikiyatrik rahatsızlıklarda da EMDR terapisi son derce etkilidir. Bunlar neler olabilir? Çocukluk çağında oluşmuş olan travmatik bir zemin üzerine gelişen birtakım travmatik olaylar söz konusu olduğunda ilerleyen süreçte TSSB’ye bazı psikiyatrik rahatsızlıklar eşlik edebiliyor. Veya travmanın etkisi devam ederse bu psikiyatrik rahatsızlıklar kendiliğinden gelişiyor. Bunların en başında ise depresyon gelir. Depresyon, travmanın sebep olduğu psikiyatrik rahatsızlıklardan bir tanesidir. En sık görülen psikiyatrik rahatsızlıktır. Kapalı yer korkusu, kalabalık kokusu, uçuş kokusu, sosyal fobi gibi toplum önünde konuşmaktan korkmak, hayvan korkusu (kedi, köpek, böcek korkuları), dişçi korkusu, iğne korkusu veya sağlıkla ilgili birtakım girişimlerden korkmak yani korkuyla ilgili her türlü şikayette de EMDR terapisi etkili oluyor. Yine Panik Bozukluğunda, panik ataklarla giden kişinin dışarı çıkmaktan, yalnız kalmaktan korktuğu durumlarda EMDR terapisi son derece etkili bir yaklaşımdır. Psikosomatik rahatsızlıklarda, ağrılarda, kronik fibromiyalji, migren ağrılarında, mide-bağırsak sıkıntılarında, ülseratif kolit, irritable kolon gibi kronik seyreden bir türlü tedavi edilmeyen durumlarda travma etken olduğu için burada da EMDR terapisi protokolleri son derece etkili olabiliyor. Yine bağımlık, EMDR terapisinin son derece etkili olduğu ve son zamanlarda yıldızının iyice parladığı bir alan. Çünkü travmalar insanda dürtü kontrol bozukluğuna ve ilerleyen süreçte bağımlılıklara sebep olabiliyor. Madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı, kumar bağımlılığı, seks bağımlılığı, işkoliklik gibi bütün bağımlı davranışlarda travmanın etken olduğu durumlarda EMDR terapisi son derece etkili olabiliyor.

Psikiyatride çok önemli bir hastalık olan şizofreni hastalığında da EMDR terapisi protokolleri kullanılabiliyor. Nasıl kullanılıyor? Mesela kişi sesler duyuyor, görüntüler görüyor, halüsinasyonları, hezeyanları var. Onlara karşı semptoma duyarsızlaştırma dediğimiz yaklaşımlar da EMDR terapisiyle son derece başarılı bir şekilde kullanılabiliyor. Veya kişinin travması varsa, o travmanın ortadan kaldırılmasında etkili oluyor. Çünkü travmayı ortadan kaldırınca tablonun şiddeti de düzeliyor. Yine şizofreni hastalığının kendisi bizatihi travma etkisi olduğu için kişi “Ben şizofreni hastasıyım. Eskisi gibi olamayacağım.” düşüncesinden dolayı travmatize oluyor. Bunlarda da EMDR terapisi etkili olabiliyor.

Bir de bir türlü geçmek bilmeyen, tedaviye dirençli bir psikiyatrik rahatsızlık var; takıntılar. Takıntılar ve obsesif kompulsif bozuklukta EMDR terapisi protokollerinin en azından tablonun şiddetini düşürmede, katkı sağlamada son derece etkili olduğunu biliyoruz. Yine öfke kontrolü, aşırı sinirlilik, fevrilik durumlarında, kişinin çok duyarlı olduğu durumlara duyarsızlaştırmada kullanılabiliyor. Mesela aşırı eleştirilmeye veya haksızlığa karşı aşırı hassasiyeti olan bir kişinin yaşadıkları ilişkilere yansıyabiliyor. Bu tür durumlara duyarsızlaştırmak için EMDR terapisi kullanılabiliyor. Yine hayır diyememe gibi, hep en iyiyi yapmak zorunda, doğruyu yapmak zorunda, verilen her yükü almak zorundaymış gibi düşünen insanların arka planında travmalar çıktığı için bu tür iletişimsel sorunlarda da EMDR terapisi uygulanabiliyor.

Sonuç olarak travmanın içinde olduğu her türlü psikiyatrik rahatsızlıkta EMDR terapisi hem tedaviye katkı sunma açısından hem de hastalığın şiddetinin azaltılması, kişinin işlevselliğinin bir an önce kazandırılması noktasında etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

EMDR TERAPİSİ: RUHSAL TRAVMADA EN ETKİLİ YÖNTEMDİR

Özellikle travmanın etken olduğu psikolojik rahatsızlıklarda EMDR terapisi nokta atışı yaptığı için yani sebebe yönelik etkide bulunduğu için hem kısa sürede yol almasını sağlıyor hem de etkin bir tedavi şansı sunuyor. EMDR terapisi özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) adını verdiğimiz psikiyatrik rahatsızlıkta son derece etkili bulunmuş, yapılan araştırmalar da bunu kanıtlamış durumda. Yani bugün EMDR terapisi TSSB tedavisinde ilk üçün arsındadır.

TSSB nedir? Kişi bir travma yaşar, bu travma çok şiddetli olabilir. Mesela bir bomba patlar. O patlamanın arasında kalabilir. Bir savaş, terör saldırısı, taciz, tecavüz gibi ruhsal bütünlüğüne yönelik birtakım travmalar olabilir. Veya küçük travmalar dediğimiz yani okulda dışlanma, aşağılanma, anne baba tarafından ihmal edilme veya fiziksel şiddete maruz kalma gibi travmalar olabilir. Bu gibi durumlara maruz kalan insanlarda ilerleyen süreçte %15’lik diliminde TSSB gelişir. İşte burada TSSB olan kişiler genelde psikiyatristlere veya ruh sağlığı uzmanlarına depresif yakınmalarla, manik yakınmalarla veya korku, kaygı gibi birtakım yakınmalarla geliyor. Böyle olunca kişinin yaşadığı semptomlar üzerinden gidildiği için genelde TSSB tanısı ekarte ediliyor, göz önünde bulundurulmuyor. İşte böyle durumlarda ilaç tedavileri veriliyor, eklektik terapiler veya birtakım psikoterapilerle kişiyi tedavi etmeye çalışıyorlar ama çoğunda maalesef sonuç alınamıyor. Her türlü ilaç veriliyor ama kişi bir türlü o paniklerinden kurtulamıyor. Veya kapalı yer korkusu var, bu korkudan kurtulamıyor. Uçak korkusu var, kurtulamıyor. Veya sürekli kendisini insan ilişkilerinde değersiz, yetersiz, eksikmiş gibi hissediyor, bir türlü bundan kurtulamıyor. İşte bu noktada EMDR terapisinin son derece etkili olduğu ortaya konuluyor. Yani EMDR terapisi kişiye “Neyin var?” sorusu yerine “Neye ihtiyacın var?” sorusunu soruyor. Veya “Neler yaşıyorsun?” sorusundan ziyade “Sen bunları neden yaşıyorsun?” sorusunu soruyor. Bunu sorduğunuz zaman o kişinin geçmiş hikâyesine bakıyorsunuz. Geçmiş hikâyeye baktığınız zaman kişilerin şikâyetlerinin, yaşadıkları tablonun genellikle bir travmatik olaydan sonra olduğunu keşfediyorsunuz. Sebebi bulduğunuz zaman, sebebe yönelik müdahalede bulunduğunuz an sonuçlar ortadan kalkmış oluyor.

EMDR TERAPİSİ: GEÇMİŞ TRAVMALARI YOK ETMEK

EMDR terapisi psikiyatrik rahatsızlıklara travma perspektifinden bakar. Haliyle bugün birtakım sorunlar yaşıyorsak, bu sorunların kaynağını geçmişte aramamız gerektiğini savunur. EMDR terapisinde geçmiş, bugün ve gelecek konsepti üzerinden çalışılır. Yani geçmişteki travmaları tespit ediyoruz, sonra bu travmaları hatırlatan şeyleri; yani tetikleyici ya da hatırlatıcıları tespit ediyoruz. Eleştirilmek, topluluk karşısında sunum yapmak, uçak ya da kapalı yerden korkmak veya kendini değersiz, önemsiz hissettiren durumlar, ilişkilerde hep dışlanıyormuş gibi hissetmek yani kişiyi sıkıntıya, üzüntüye, rahatsızlığa sokan durumlar tetikleyicilerdir. Buna bir manada hatırlatıcı da diyebiliriz. Çünkü bize geçmişteki işlenmemiş travmayı hatırlatıyor.

O zaman biz EMDR terapisiyle ne yapıyoruz? Geçmiş travmaları çalışırken şöyle bir uygulamamız oluyor; önce travmayı tespit ediyoruz. Sonra o travmayı; örneğin anne baba kavgaları yaşayan birinin, o anne baba kavgalarıyla ilgili zihnine bir resim, bir imaj, bir hayal geliyor. “Bunu düşündüğün zaman sana ne hissettiriyor?” sorusunu soruyoruz. Kişi “Hocam o olayı düşündüğüm zaman hala sinirleniyorum, hala içimde bir korku oluyor, boğazıma bir şey düğümleniyor ve sanki kendimi güvende değilmiş, değersizmiş ya da yalnızmışım gibi hissediyorum.” diyor. Yani kişinin bedenindeki, duygu dünyasındaki ve düşünce dünyasındaki etkilerini ortaya koyuyoruz. Kişi aslında bunu tanımıyor. Sonra “Peki, şu anda bu olayı hatırladığında sana verdiği rahatsızlık 10 üzerinden kaç puan? 10 çok şiddetli, 0 hiç.” diye sorduğumuzda 8 diyen, 5 diyen olabiliyor. 10 üzerinden 10 diyen, o şiddeti çok yoğun bir şekilde yaşayanlar oluyor. Bunu sorduktan sonra “Bu olay sana kendinle ilgili negatif olarak neyi düşündürüyor?” diye soruyoruz. Çünkü her olay her insanı farklı etkiler. Anne baba kavgaları bazı kişilerde “Değersizim.” düşüncesi oluşturuyor. Kimisinde “Ben yetersizim.” düşüncesi, kimisinde “Ben güçsüzüm, acizim.” Kimisinde “Suçluyum, bir şey yapamadım.” gibi düşüncelere sevk edebiliyor. Buna biz “negatif kognisyon” diyoruz. Olayın kendisinde yarattığı negatif algıyı da tespit ettikten sonra “Peki, sen bu olayı düşündüğünde bunun yerine yani “Güçsüzüm, güvende değilim, değersizim yerine neyi düşünmek isterdin? Nasıl hissetmek isterdin?” diyoruz. Kişi kendine göre bir cevap veriyor. Mesela; “Hocam ben bunu düşündüğümde değerliyim demek isterdim.” diyor. “Peki şu an diyebiliyor musun?” diye sorduğumuzda “Diyemiyorum.” Cevabını veriyor. İşte buna da 7 üzerinden puan vermesini istiyoruz. “7 üzerinden kaç puan değerli hissediyorsun?” diye soruyoruz. Eğer çok değersiz hissediyorsa 1-2 puan diyor veya ortalarda bir yerdeyse 3-4 diyor. Kişinin kendine göre bir algılayışı söz konusu oluyor. Buna da “pozitif kognisyon” diyoruz.

Aslında bizim amacımız, negatif kognisyondan, örneğin “Değersizim.” kognisyonundan alıp travmayı, o duyguları, düşünceleri, bedensel tepkileri işleyerek kişiyi pozitif kognisyona getirmeye çalışıyoruz. Çalışmalar başladıktan sonra kişi ilk etapta çok yoğun sıkıntılar yaşayabiliyor. Seans esnasında o olay çalışılırken bedensel tepkiler verebiliyor. Korkular, kaygılar, endişeler yaşayabiliyor. Öfke yaşayabiliyor. Annesine veya babasına öfkelenebiliyor. En son da kendisine öfkelenebiliyor. Kişiyle böyle çetrefilli bir yolculuğa çıkıyoruz. O yolculuk bittikten sonra kişi yavaş yavaş artık teskin olmaya başlıyor. Kişinin aklına pozitif imajlar gelmeye başlıyor. Mesela annesi babası pazar günü pikniğe gittiklerini hatırlıyor. Babasının onu lunaparka götürdüğünü hatırlıyor. Annesinin kendisiyle çok ilgili olduğunu daha sonra şikâyetlerinin, sıkıntılarının geçtiğini ve iyi bir çift olduklarını hatırlamaya başlıyor. Sonuçta pozitif anıların geldiği bir döneme geliyor kişi. Burada artık bu anı, kişiye sıkıntı vermemeye başlıyor. Bu ana geldiğimizde “ Bu anıyı şimdi düşündüğünde sana 10 üzerinden kaç puan rahatsızlık veriyor?” diye sorduğumuzda 0-1 diyor. Kimisi 0 diyor. Anı tamamen işlendiği zaman artık onu hiç rahatsız etmediğini söylüyor. Kimisi anının ona çok uzak geldiğini ve hatırlamakta bile zorlandığını söylüyor. Aslında benim de yanlış hatırladıklarım var diyebiliyor. Herkes kendine göre bir ifadede bulunuyor ve sonra artık pekiştirme dediğimiz aşamaya geçiyoruz. En son aşamada “Bu olayı düşününce sen kendini değerli hissediyor musun?” sorusunu soruyoruz. Düşünüyor ve değerli hissettiğini söylüyor. “7 üzerinden kaç puan değerli hissediyorsun?” diyerek bunu da çalışıyoruz, pekiştiriyoruz. Sonrasında, seansı olayın yorumunu yaparak, bu olayda sen ne yaşamışsın, sana nasıl etki etmiş ve şimdi nereye geldik, bu işlemlemenin sana katkısı ne olacak, ilerleyen süreçte hangi algılarında düzelme olacak bunları toparlıyor ve seansı sonlandırıyoruz.

EMDR TERAPİSİ: BUGÜNKÜ PROBLEMLERİ ÇÖZMEK

Geçmiş travmalar bittikten sonra yani; ilk travma, en kötü travma, son zamanlarda yaşanan travmalar çalışılıp bitirildikten sonra tetikleyiciler dediğimiz konulara geliyoruz. İnsanların bugün yaşadığı problemler tetikleyiciler oluyor. Eleştirilmeye tepki veriyorsa, eleştirilmeyle ilgili bir resmi düşünmesi ve ona duyarsızlaştırılması çalışılıyor. Veya kapalı yer korkusu varsa, o kapalı yer imajının yaratmış olduğu sıkıntı tespit edilip, o sıfırlanıyor. Bu şekilde bugünkü tetikleyiciler konusunda da duyarsızlaştırıldıktan sonra artık kişi o durumlarla ilgili gelecekte nasıl olmak istiyor, kafasında nasıl bir senaryo var, nasıl olursa daha mutlu olur, onu da beraberce senaryo haline getirip çalışıyoruz. Artık kişi re-processing sürecine girmiş oluyor. Yani o olayla, olayın yaratmış olduğu algıyla ilgili yeni bir algı kişiye kazandırılmış oluyor. Mesela kapalı bir yere girdiğinde artık orayı “Korkacak bir şey yok, burası güvenilir bir yer, asansörde kalırsam da birisini çağırırım.” şeklinde algılamasını sağlıyoruz.

Aşırı öfkelenen kişi ya da aşırı geri çekilen, duvar ören kişi, öfkesini artık düşürdüğümüz için olayı yönetebilecek hale geliyor. “Bu tür davranışlar beni mutlu etmiyor. Bu eleştiriyi hak etmiyorum. Böyle davransak daha güzel olur.” şeklinde yönetebiliyor. Veya topluluk karşısında korkusu var diyelim, performans kaygısı yaşıyor, yanlış yaparsam, rezil olursam diye düşünüyor. Kişi, topluluğu kendisini eleştiren, hep hatasını arayan bir unsur olarak görüyor. Bu unsur için olan o algı değişiyor. “Yaparım, yanlış yapsam da önemli değil, düzeltirim, ben kendimden eminim.” şeklinde algılamasını sağlıyoruz.

EMDR TERAPİSİ: SEANS SÜRESİ

EMDR seanslarında her seans genelde 40-45 dakika sürer. Ne kadar seans sayısına ihtiyacı olduğu kişinin travmalarının sayısı, şiddeti ve o andaki kişilik durumu, sosyal destek durumu gibi etkenler belirler. Ancak aylarca, yıllarca süren hastalar çok azınlığı teşkil etmektedir. EMDR terapisi nokta atışı yaptığı için çok uzun aylar, yıllar sürmeyen bir terapi sürecidir. 2-4 seansta sonuç alabilen kişiler olabildiği gibi 20-30 seansta sonuç alan insanlar da olabiliyor. 4 seanstan 30 seansa kadar genişleyen bir spektrum var. Ama şu kesin ki EMDR terapisi sürecine katılan, travmaları işlenen insanlarda mutlak surette pozitif bir değişim, gelişim söz konusu oluyor. Kişi tamamen şikâyetlerinden kurtulmamış olsa bile bir fayda, farkındalık sağlaması açısından son derece büyük bir katkı ortaya koyuyor. Bu da danışanlar açısından son derece önemlidir.

EMDR TERAPİSİ: BİLİMSEL MİDİR?

EMDR terapisi bilimselliği kanıtlanmış bir yöntemdir. Yirmileri bulan genel klinik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların sayısı gitgide artmaktadır. Eğer EMDR terapisi bugün dünyada çok daha yaygın değilse bunun sebebi yeterince klinik çalışma yapılamamış olmasıdır. Psikiyatri dünyası araştırma yapılan terapi yöntemlerini daha çok kabul eder. Mesela Bilişsel Davranışçı Terapiler çok araştırma yapıldığı için herkes tarafından kabul görür. EMDR terapisi etkinliği klinisyenlerce görülen ama daha araştırmalara yansımadığı için çok yaygınlaşmamış olan bir yöntemdir. Önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde belki de dünyada en yaygın kullanılan terapi yöntemi olarak karşımıza çıkacaktır.

EMDR TERAPİSİNİN GÜCÜ NEREDEN GELİYOR?

EMDR terapisinde de bütün terapi yöntemlerinde olduğu gibi danışanla terapist arasında iyi bir iletişim kurulması, güven ilişkisinin test edilmesi son derece önemli. Bu zaten altın standart. Önce danışanın size güvenmesi, inanması gerekiyor. Ve “Bu insan bana yardımcı olur, beni anlar, benim ihtiyacımı görür ve bana bu konuda destek olur.” inancının gelişmesi gerekiyor. Onun için de sizin çok güçlü enstrümanlarınız olması gerekiyor. Kullandığınız argümanların kişinin inancını zedeleyecek şekilde olmaması gerekiyor. Mesela akıl vermek, yönlendirmek, sürekli tavsiyelerde bulunmak, planlar programlar yapmak gibi şeyler kişinin bildiği şeyler olduğu için “Bu insan beni anlamıyor.” ya da “Bu insan da beni anlamadı herhalde.” deyip sizden uzaklaşmasına neden olacaktır. O zaman enstrümanlarınızın çok güçlü olması gerekiyor. Bu enstrüman güçlü olduğu gibi etkin olmalı, aynı zamanda da çok uzun süre almamalı. Kısa zamanda nokta atışı yapabileceğiniz bir enstrüman olmalı. İşte bu noktada EMDR terapisinin bu 3-4 özelliğe sahip olan bir yöntem olduğunu görüyoruz. Güçlü bir enstrüman, klinisyenin de kendine güvenmesini haliyle o güvenin de karşı tarafa geçmesini sağlayacaktır.

EMDR terapisi ne açıdan güçlüdür? Mesela belirgin 2-3 travması olan bir kişinin geçmiş hikâyesini siz 6-7 seansta bu uygulamayla gözden geçirebiliyorsunuz. Bu travmalarını sıfırlayabiliyorsunuz. Bu çok hızlı bir sonuç almadır. Çünkü psikanaliz veya psikodinamik terapilerin çok revaçta olduğu eski dönemlerde terapiler çok uzun sürmekteydi. Bu terapiler hala revaçtadır. Zaten bu terapileri bilmeden olmaz. Bir EMDR terapistinin, psikodinamik terapileri, psikanalizi iyi bilmesi gerekir. Sembolik dili bilmesi gerekir. Hastanın neyi ifade ettiğini, leb demeden leblebiyi anlaması gerekir. O yüzden bu temel eğitimleri mutlaka kişinin almış olması gerekir. Önüne gelen herkes yapmamalı. Hatta bazen hastalarımız “Hocam şu kulaklıktan internette yok mu biz alalım da kendi kendimize uygulayalım.” diyorlar. Burada yöntemin kendisinden ziyade yöntemi uygulayan insanın vizyonu, kılavuzluğu son derece önemlidir. Klinisyenin gücünü burada hiçbir zaman bir kenara atmayalım. O yüzden klinisyenin donanımlı olması gerekir. Güven vermenin birinci şartı da budur.

Eski uygulamalarda serbest çağrışım metodu kullanılıyordu. Yani bir kişinin bugün yaşamış olduğu sorunla 5 yaşındaki anne baba kavgası veya 10 yaşındaki sınıftaki alay edilmenin, gülünmenin olduğunu bulana kadar serbest çağrışımda aylar, yıllar geçiyordu. Akışkan, modernite çağındayız. Günümüz insanının buna tahammülü yok. Zaten birçok insan terapi süreci uzun sürdüğü zaman terapiyi bırakır. O yüzden EMDR terapisi çok da uçmadan, gerçekten kopmadan size psikodinamiğin, psikanalizin veya diğer psikiyatrik ekollerin vermiş olduğu donanımlarla hızlı hareket etme, kısa sürede sonuç alabilme imkânı sunuyor. O yüzden çok güçlü bir terapi yöntemi olduğunu söyleyebiliriz.

EMDR TERAPİSİ: SEANSLARDA DANIŞANLAR NELER YAŞIYOR?

Bazen danışanlarımızla çok ilginç anlar yaşayabiliyoruz. Mesela 15 yıl boyunca bir şeyden korkmuş, bir olay var, sürekli olayı yaşıyor. Olayın etkisinden kurtulamıyor, hiç aklından çıkmıyor ve olayın sebep olduğu şeyler çok şiddetli bir şekilde devam ediyor. Gölge gibi hayatının her anında o olay var. O olayı bir veya iki seans çalışıyoruz. Olay çalışılırken, işlemlemelerde hep soruyoruz “Bu olayı hatırladığında sana kaç puan rahatsızlık veriyor?” İlk başta 10 üzerinden 10 diyor. Hatta 10 üzerinden 100 diyenler bile oluyor. Sonra çalıştıkça bu puan gitgide düşüyor. En son pozitif duygular, düşünceler gelmeye başladığında da tekrar sorduğumuzda durup “Allah Allah, hocam nasıl olur sanki kayboldu, gözümde o şey görünmüyor. Hatta olayı hatırlamıyorum. Bu mu yaptı hocam bunu?” gibi tepkilerle karşılaşabiliyoruz. Yani kişi kendisinin de inanamayacağı bir şekilde 10-20 yıldır peşinden bir gölge gibi gelen, bir karabulut gibi hayatına çöreklenmiş olan o travmatik olaydan kurtulmuş oluyor. Bu tür durumları özellikle travmalara bağlı durumlarda çok sık yaşıyoruz. Veya şöyle durumlar oluyor; mesela bir danışanım babası kalp krizi geçirirken onu görüyor ve hastaneye ambulansla giderken babasını kaybediyor. Sonra da bir takım korkuları, panikleri oluyor. Bana birisinin tavsiyesiyle geldi. Konuştuk, baktık ki o olayın etkisinde hala. İki seans çalıştık. O iki seans sonrasında bariz bir şekilde bütün şikâyetlerinden kurtuldu. Ambulans gördüğünde korkuyordu mesela ondan kurtuldu. Kanser veya kalp krizi gibi rahatsızlıklardan bahsedildiğinde veya sağlık programlarını seyrettiğinde aşırı kaygı yaşıyordu. Bunların hepsinden kurtuldu. Daha sonra bu danışanım başka bir arkadaşına “Adnan hocaya gittim 2 seansta düzeldim.” diye söylemiş. Tekrar etmekte fayda var 2 seansta her şeyi düzeltiyoruz demek değil ama bunların da olduğu, yaşandığı bir terapi yöntemidir EMDR terapisi. Başka bir danışanımın annesi aylarca yoğun bakımda kalmış, çok şiddetli bir hastalık yaşamış ve yoğun bakım sürecinin sonunda vefat etmiş. Danışanımın o yoğun bakımda annesini kaybettiği an ve tüm yaşadıkları gözünün önünden bir türlü gitmiyor. Flashback gibi sürekli gözünün önüne geliyor ve bundan dolayı annesine yardım edemediği, annesinin yanında yeterince olamadığı gibi birtakım suçluluk duyguları içerisinde giriyor. Kendisiyle birkaç seans hazırlık safhasından sonra sadece o yoğun bakımdaki yaşamış olduğu anları çalıştık. Onu en çok rahatsız eden anı çalıştık. Bir buçuk seanslık bir çalışma oldu. Toplamı 70-80 dakikalık bir çalışma. Bu çalışmanın en son noktasına gelindiğinde danışanım, acayip bir boşluğa düşmüş hissiyle bu durumun etkisinden kurtulduğuna inanamadı. Çünkü hiçbir şekilde rahatsız olmuyordu. Bir hafta sonra danışanla, eski travmasına bağlı birtakım travmalarını da çalışmak istedik. Bir hafta sonra geldiğinde o travmaların hepsinin sıfırlandığını, mucizevi bir şekilde düzeldiğini, bütün şikâyetlerinden kurtulduğunu dualar ederek hatta gülerek söyledi. Seanslarda hiç gülmüyordu, sürekli ağlamaklı oluyordu. Gülerek ve rahat bir yüz ifadesiyle yaşadıklarını bana aktarmıştı.

Tabi ki tekrar etmekte fayda var, psikiyatride, tıpta köşeli düşünmemek lazım. Her danışan kendi içinde bir dinamiğe sahiptir ve ona spesifik bir ilerleyişe sahiptir. Bazı danışanlarımız çok kompleks travmalar yaşıyor, onlarda 20-30 seanslık çalışmalar gerekebiliyor. Bazı danışanlarımızda ise 3-4 seans çalışıyoruz, bir tane travması oluyor onu hallettiğiniz zaman şikayetlerinden kurtulabiliyor. Sonuçta bu, kişinin yaşamış olduğu travmanın şiddetine, kişinin destek durumuna, kişinin o andaki beyin gücüne göre veya terapistle danışan arasındaki güven ilişkisine göre değişen bir süreç. Fakat şunu söyleyebiliriz, EMDR terapisi diğer yöntemlerine göre özellikle travmanın etken olduğu psikolojik rahatsızlıklarda çok daha kısa ve etkin yol alabildiğimiz bir terapi yöntemidir.

EMDR TERAPİSİNİN KLASİK TERAPİLERDEN FARKI NEDİR?

Psikiyatride klasik terapiler de bahsi geçen rahatsızlıkları tedavi etmek için çok etkililer. Hatta Bilişsel Davranışçı Terapilerin etkililiği kabul edilmiş, üzerinde çok araştırma yapılmış. Ancak bizim burada bir kişiyi tamamıyla tedavi edebilmemiz veya kişiyi kısa sürede sağlığına kavuşturabilmemiz için sebebin çok önemli olduğunu söylemiştik. Sebebi de insanın beyinde yani hafıza hücrelerinde aramak bizim için son derece avantaj sağlayıcı oluyor. İşte EMDR terapisinin en avantajlı noktası bu. Sebebe yönelik hareket etmesi. Sebepler de genelde travmatik yaşantılardır.

Bir örnek verelim. Mesela uçak korkusu olan bir insan düşünelim. Bir insanda uçak korkusu nasıl gelişebilir? Bir uçak seyahati esnasında uçak şiddetli bir türbülansa girmiştir, ondan sonra kişide uçakla ilgili bir korku gelişmiş olabilir. Veya hiç uçağa binmemiştir. Hayatında uçakla ilgili stresli bir durum yaşamamıştır. Ama yine de uçağa binmekten korkuyordur. Bu tür durumlarda ne yapıyoruz? Uçak korkusunun kendisinde yaratmış olduğu duygular ve düşünceler üzerinden giderek sebebi bulmaya çalışıyoruz. “Uçağa bindiğin zaman veya bindiğini düşündüğün zaman ne hissediyorsun?” gibi sorular soruyoruz. Danışanda “O anda kendimi güvende değilmiş, tehlikedeymiş gibi hissediyorum. O anda kalbim çarpıyor. Soğuk soğuk terliyorum. Korkuyorum, endişeleniyorum.” gibi bir ruh hali oluşuyor. Korku hali oluşuyor. Kişiye “Sen bu hali daha önceden nerelerde yaşamıştın?” sorusunu sorduğunuz zaman anahtar kelimeyi girip google’dan bütün sonuçların dökülmesi gibi kişinin hafızadaki bütün kayıtları tek tek dökülmeye başlıyor. Uçakla ilgili bir şey yaşamış olması gerekmiyor. Mesela bir defasında bir yerde kapalı kaldığını veya bir gün babasının onu dövecek diye çok korktuğunu söyleyebiliyor. Veya küçükken anne babasının çok kavga ettiklerini, onu bırakacaklarından, terk edeceklerinden korktuğunu söyleyebiliyor. Yani baktığınız zaman uçak fobisiyle hiç alakalı olmayan birtakım sebeplerin döküldüğünü görebiliyorsunuz. İşte EMDR terapisi ile geçmişteki bu işlenmemiş travmaları işlediğiniz zaman kişinin otomatikman uçak korkusunun azaldığını hatta tamamen ortadan kalktığını görebiliyorsunuz.

Hatta bazen tek bir travma sonrası gelişen durumlar söz konusu olabiliyor. Mesela kişinin babası, karşısındayken evde kalp krizi geçiriyor. Ambulansla hastaneye yetiştirmeye çalışıyorlar ama yolda giderken babasını kaybediyor. Bundan sonra kişide ölüm korkusu, ambulans gördüğü zaman aşırı panikleme, sağlık haberleri veya kalp kriziyle alakalı birtakım haberler, konular açıldığında aşırı panik, evham söz konusu oluyor. Bu kişi pek çok psikiyatriste ya da psikoloğa gitmiş oluyor. Birtakım ilaçlar verilmiş oluyor. Ama kişinin şikayetlerinin hiçbir şekilde geçmediği gözleniyor. İşte böyle bir durumda bu kişi geldiğinde “Sen bunu ne zaman yaşamaya başladın?” sorusunu sorduğunuzda veya “Hangi olayla başladı?” sorusunu sorduğunuzda babasının o ölüm anını hemen hatırlıyor. Ve inanın böyle tek bir seansta tek bir olayı çalıştıktan sonra bütün o korkuları giden birçok insanla karşılaşıyoruz. Yani sonuçta klasik terapilerde belki aylarca tedavi olup düzelmeyen insanın, EMDR terapisi ile 1-2 seansta travmasına müdahale ederek, kişinin o sıkıntıdan kurtulduğuna biz şahit oluyoruz.

Bu demek değildir ki EMDR terapisi çok mucizevi bir yöntemdir. EMDR terapisi diğer terapilerden çok üstündür manasında söylemiyorum. Eğer siz hastalığın etkeni olan bir travmayı tespit eder ve onu işlemlemeyi başarırsanız zaten onun sebep olduğu sonucu da ortadan kaldırmış olursunuz. Mucizevi olan şey aslında beynin ta kendisidir. Yani siz eğer beynin o kendi gücünü harekete geçirecek bir şey bulursanız, bu bazen bir söz bazen yaşadığınız bir olay da olabilir, beyin durumu düzeltiyor. Bizim için buradaki en önemli enstrümanlardan bir tanesi EMDR terapisi oluyor. EMDR terapisiyle o anıyı işlediğiniz zaman kişinin, anının sebep olduğu pek çok sıkıntılardan, belirtilerden kurtulduğunu görebiliyoruz.

GSM: 0 (530) 545 54 64
E-posta: bilgi@adnancoban.com.tr
Telefon: 0(212) 291 53 18
Adres: Teşvikiye Cad. Çevre Apt. No:35
Kat:1 Daire:1 Nişantaşı/İstanbul