Evlilik Değil Rutinleşme Aşkı Öldürüyor

Makaleler
Boşanma Ençok Çocukları Etkiler

“Evlendikten sonra çok değiştin, beni hiç anlamıyorsun, beni artık sevmiyorsun” şeklindeki yakınmaları sıklıkla duyarsınız. Bu evlilikte rutinleşmenin bir sinyalidir. Evliliğin ilk yıllarında yaşanan sorunlar, çocuklar, günlük sorunlar evliliği sıradanlaştırmaya başlar. Eşler birer aşık iken sadece sorun paylaşan iki insan haline gelirler. Göz göze bakışmalar, dokunmalar giderek azalır. Hatta güzel sözler söylemek, sevgiyi ifade etmek gereksiz gibi görünmeye başlar. İşin daha da vahim tarafı bunun evliliğin doğasında var olan normal bir durum olduğuna inanılmasıdır. Kadın evliliğine enerji verecek girişimlerde bulunmaktan vazgeçebilir, erkek de giderek duyarsızlaşabilir, kadının istek ve arzularını görmezden gelmeye başlayabilir. Dışarıdan bakıldığında sorun yok gibi gözükür, ancak eşler giderek duygusal anlamda uzaklaşırlar. Uyanamazlarsa tekdüzeliğin girdabına kapılıp ya tatsız tutsuz yaşamaya devam ederler ya da ayrılmanın eşiğine gelirler.

İlgisizlik Kadını Hasta Eder
Kadının duygusal ihtiyaçlarının karşılanmaması ve kadınla ilgilenilmemesi kadını şiddete maruz bırakmaktır. Mesela özenerek yaptığı yemeği beğenmeme, giydiği bir elbiseye iltifat etmeme, fiziği hakkında olumsuz şaka yapma gibi basit görünen davranışlar bile kadının travmatize edebilmektedir. Sırf bu yüzden depresyon ve takıntılar gelişebilmektedir. Eşi sürekli çok kilolu olduğu yönünde espri yapan ve biraz da baskıda bulunan bir kadın danışanımda anoreksiya nevroza gelişmişti. Kadın sürekli kilosuyla uğralıyor, zayıflamak için saatlerce spor yapıyor, hiçbir şey yemiyor ve estetik cerrahlarda dolaşıyordu.

Serzenen Kadınlar Susan Erkekleri Yaratıyor
Duygusal ihtiyaçları karşılanamayan kadın zamanla serzenmeye başlar. “Bana değer vermiyorsun, benimle ilgilenmiyorsun, beni sevmiyorsun, iki dakika sohbet etmiyorsun” şeklindeki serzenişler ilgisiz olan erkeğin daha da kopmasına sebep olur. Her ne kadar kadın haklı da olsa serzenme erkeği sağırlaştırır. Sonuçta iletişimsizliği daha da derinleştirir. Elinde kumanda, zaping yapan erkek, yandan bir şeyler anlatmaya çalışan kadın tablosu sıkça karşılaştığımız bir tablodur.

Evlilikte Kültürel Atalet Bir Tehlike
Kültürel farklılıklar ve toplumun değer yargıları ilişkileri belirlemede önemlidir. Hatta evliliğin ilk yıllarında çok da işe yarar. Ancak kültürel unsurların üzerine yenilikler ilave edilmediğinde rutinleşme tehlikesi baş gösterir. Eşler ilişki konusunda tembelleşirler. “Ben böyleyim, beni böyle kabul et, bizde böyle” sözleri işte bu tembelleşmenin ve ataletin sonucudur. Eşler ilişkiyi diri tutabilmek için belli zamanlarda tazeleme yapmalılar.

Çözüm için Duyguları Kullanmalı
Mevlana “insanlar konuştuklarıyla değil duygularıyla birbirini anlarlar” der. Evrende belki de insanlığın en ortak noktasıdır duygular. Fikirler, ideolojiler, düşünceler, yargılar ne kadar değişkense duygular da o kadar ortaktır. Belki de yeryüzündeki çatışmaların ana sebebidir duygularla konuşamamak. Eşlerin seslerini duyurabilmeleri bu evrensel kurala uymakla mümkündür. Yargıları değil duyguları paylaşmak gerekir. Bunu başarabilen eşler evliliklerini daha mutlu, daha doyurucu ve daha paylaşımcı hale getirebilirler.