Karı-Koca Kavgalarının da Kuralları

Makaleler
Eşler Arası İletişimde Altın Kurallar
Geçen haftaki yazımda eşler arası kavgaların en sık sebeplerinden bahsetmiştim. Bugün de iletişimde uyulması gereken altın kurallardan bahsedeceğim.

Tartışma evlilikte olmaz olmaz bir yaşantıdır demiştik. Ancak kurallar dışı olduğunda kavgaya dönüşür ve evlilik ilişkisini sarsar.

Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Güç gösterisine girmemeli: Tartışmada karşı tarafı aşağılayarak ve değersizleştirerek üstün gelmeye çalışmak en büyük kural ihlallerindendir. “Ben erkeğim, bu evde benim sözüm geçer, ben bu evin reisiyim” şeklinde baskınlık girişimleri hem adil değildir hem de iletişimi kesintiye uğratır. Demokrat, adil, eşitlikçi bir tartışma ortamı oluşturulmalıdır. Yani her iki tarafın da sözü aynı oranda geçmeli.

Pasif Agresyon ve Saldırganlık Tehlikeli: Eşe kızıp surat asmak, işleri yokuşa sürmek, inatlaşmak, istemediği şeyleri yapmak veya istediği şeyleri yapmamak, iğneleyici sözler söylemek gerginliği artırır, sorunu da çözümsüz bırakır. Bunun yerine yargılamadan, sorgulamadan sormak, dinlemek, konuşmak, duyguları sktarmak son derece etkili olmaktadır.

Karşınızdakinin hataları kadar kendi hatalarınızla da ilgilenin: Tartışmalarda hep karşımızdakinin ne yapması gerektiğini söylemek ve iletişimi bunun üzerinden kurmaya çalışmak sıkıntı verici ve kızdırıcıdır. Kendi hatalarınmızı da sorgulayabilmek, bir iç hesaplaşmaya girebilmek ve bunları cesurane bir biçimde itiraf edebilmek büyük bir erdemdir. İlişkideki saygınlığı ve güveni artırır.

Suçlamak hiç iyi değildir: Suçluluk duygusu vicdanlı insanları en çok rahatsız eden duygulardandır. Suçlayıcı yaklaşım karşımızdaki insanı ister istemez savunma durumuna geçirecektir. Hakim, savcı veya avukat rollerinden kurtulup sorunlarını çözmeye çalışan iki yetişkin insan moduna girmeliyiz. Aksi taktirde bu mahkeme uzar gider ve bir türlü karar çıkmaz.

Öğüt, nasihat, konferans şeklinde konuşmalar çok samimiyetsiz gelir: Öğüt vermek, bir şeyleri öğretmeye çalışır şekilde davranmak karşımızdakini yıldırır ve uzaklaştırır. Herkes bir şeyler bilir, herkesin birbirine verecek bir şeyleri vardır ve herkeste aynı akıl mevcuttur. Bu temel espriyi kaçırmamak, ortak akılı yaratmaya çalışmak çok daha etkilidir.

Genellemeler, damgalar, kalıplar olmamalı: “Sen hep böylesin zaten, senden de bu beklenirdi, sen bana hiç değer vermedin zaten, erkek milleti böyledir, siz kadınlar hep böylesiniz” şeklindeki damgalar ve genellemeler inançsızlığın göstergesidir. Böyle bir düşünce ile yaklaşan eşlerin konuşmalarına gerek kalmaz. Çünkü birbirlerini hep aynı kalıpta göreceklerdir. Onun yerine damgalardan, kalıplardan, genellemelerden uzak kalarak duruma ve sürece yönelik tartışmak gerekir.

Kıyaslamak son derece yanlıştır: “Falancanın kocası ne kadar ilgili, filancanın karısı çok becerikli” tarzındaki kıyaslamalar moral bozukluğu ve hayal kırıklığına sebep olur. Eşlerin birbirlerine motivasyonlarını azaltır. İki kişilik ilişkiye üçüncü şahısları hiçbir surette katmamalı. Tam tersi “senin şu iyiliklerin var, şu güzelliklerin var” şeklindeki olumlu geribildirimlerle başlamak eşlere büyük avantaj kazandırmaktadır.