Kumar Hastalığı

Makaleler
Kumar Hastalığı


Kumar bağımlılığı beynin dürtü kontrolünde etkili olan ve orbitofrontal bölge diye adlandırdığımız alanında kimyasal bir bozulma sebebiyle oluşur. Kişi eline para geçtiğinde durdurulamaz bir duyguyla kumara yönelir ve parası bitene kadar da oynar. Oyun büyük bir pişmanlıkla sona erer. Bir daha yapmayacağını söyler, hatta defalarca yemin eder, ama parayı görünce aynı duyguya tekrar mağlup olur. Günün büyük bir kısmını kazanacağına inandığı paraları hesap ederek geçirir. Zihni hep oyunla meşguldür. Kazandığına dair senaryolar kurar ve onlara inanır.

Bir Dipsiz Kuyu
İlk oyun bu kuyuya atılan ilk adımdır. Her kaybın ardından kişinin kazanması gereken meblağ artar. Önce kazanmak için, sonra kaybedilenleri geri almak ve onun üstüne de bir miktar koymak için oynamaya başlar. Ancak her defasında kaybeder ve gitgide bu dipsiz kuyunun içine doğru ilerler.

Aslında Çoğu Sağlam Kişiliklidirler
Kumar bağımlılarının bir kısmı psikopat kişilik özelliklerine sahiptir. Ancak çoğu mükemmeliyetçi, detaycı, kontrolcü, aşırı sorumluluk sahibi, hırslı insanlardır. Kumar bağımlısı olmadan önce son derece saygın, sorumluluklarını yerine getiren, ideal bir eş ve ebeveyn görünümündedirler. Ancak bağımlılık bu kişilik özelliklerinin üstünü örter. İşe yaramaz, ahlaksız, düzenbaz, yalancı, güvenilmez biri olarak algılanırlar. Kişilikleri adeta değişmiş, bütün değer yargılarını kaybetmiş gibidirler. Bu yüzden kumar hastaları sadece paralarını değil sahip oldukları her şeyi kaybederler. Evleri, işleri, itibarları, yakınları, aileleri ve sağlıkları elden gider.

Tedavisi Var
Özellikle serotonin ve dopamin adını verdiğimiz hormon döngülerinde bozukluk saptanmış olan kumar bağımlılarında, bu hormonların düzeyini ayarlayan ilaçlar etkili olmaktadır. Ancak sadece ilaç tedavisiyle kumar bağımlığından kurtulabilmek mümkün değildir. Mutlaka beynin dürtü kontrolünde işlev gören bölgelerini güçlendiren psikoterapi yöntemlerini de kullanmak gerekir. Eğer kişi inanır ve aile de destek olursa kurtulmak mümkündür. Dindar, muhafazakar bir aileye mensup, mühendis bir genç, bunalım sonrasında tetiklenen bir kumar bağımlılığıyla gelmişti. Gününün büyük bir bölümünü internetteki kumar sitelerinde geçiriyordu. Milyarlarca lira kaybetmişti. Allah’tan kendisini seven ve destekleyen bir ailesi vardı. İlaç tedavisi ve güçlü bir psikoterapi programıyla çok kısa bir sürede bağımlılıktan kurtulmuştu.

Yine bir banka memuru, itibar gören, sevilen bir beyefendi, kumar yüzünden yirmi yıllık eşinden ayrılma noktasına gelmiş ve yoğun intihar düşünceleriyle getirilmişti. Veznedar olarak çalışan bu kişi, iki yıldır bağımlılık yaşamaktaydı. Çok dürüst olmasına rağmen borçlarını ödemek için zimmetine para geçirmeyi bile planlamaya başlamıştı. Depresyonu ve bağımlılığı için verdiğimiz ilaç tedavisi ve psikoterapi sayesinde hem işini hem de eşini kaybetmekten kurtulmuştu.

Kumar bağımlısını kaybedilmiş bir kişi olarak görmemek gerekir. Kumar bağımlılığı ahlaki değil tıbbi bir durumdur.