Madde Bağımlılarında EMDR

Makaleler
Madde Bağımlılarında EMDR


İnsanın ruhsal yapısında önemli rol oynayan unsurlardan biri de dürtülerdir. Dürtüler insanı haz peşinde koşmaya sevk eden, hemen ve şimdi olsun noktasında tutmaya çalışan etkilerdir. Genellikle cinsellik ve saldırganlık içeriklidirler. Dürtüleri kontrol edebilmeye irade, edememeye ise dürtüsellik adı verilir. İşte halk arasında daha çok ahlaki bir davranış olduğuna inanılan irade yani “dürtü kontrolü” beynin ön bölgesinin bir fonksiyonudur. Yani büyük oranda beynin işleyişiyle ilişkilidir. Eğer bu bölgenin fonksiyonları zayıflarsa irade kusurları adını verdiğimiz psikiyatrik tablolar oluşur. Bu tabloların en önemlisi de alkol ve madde bağımlılığıdır.

İrade Nasıl Zayıflar?
İrade ya kişisel gelişimin zayıf kalmasıyla ya da beynin işlevselliğini bozan etkenlerle zayıflar. Her istediği sorgusuz sualsiz yapılan, haz konusunda sınır çizilemeyen, ilgisiz bırakılan, şiddet içeren ortamlarda büyütülen, sorumluluk bilinci aşılanamayan çocuklar erişkin dönemde irade konusunda zayıf olurlar. Bu kişiler hep bir boşluk ve tatminsizlik duygusu içinde mutsuz bir hayat sürerler. Ruhsal travmalar, kayıplar, hayal kırıklıkları, depresyon, kaygı bozukluğu, şizofreni gibi ruhsal hastalıklar da beynin işlevlerini bozarak iradeyi zayıf düşürürler. Bahsedilen sebeplerle ortaya çıkan irade zayıflığının en sık sebep olduğu ruhsal bozukluk alkol ve madde bağımlılığıdır. Kişi içinde yaşadığı boşluğu maddeyle doldurmaya, travmaların yarattığı acıyı maddeyle hafifletmeye çalışır. Ancak zamanla alkol ve maddenin esiri ve bağımlısı olur.

EMDR Bağımlıların Yaralarını Sarıyor ve İradelerini Güçlendiriyor
Günümüz bağımlılık tedavilerinde genellikle sebebe değil sonuca yönelik protokoller yer almaktadır. Mesela madde bir depresyona sebep oldu ise o tedavi edilir veya uykusuzluk, kaygı ve dürtüsel davranış varsa onlara yönelik ilaç verilir. Bu uygulama maddenin yarattığı sıkıntıları giderebilir, ama bağımlılığı ortadan kaldıramaz. Bu sebeptendir ki bağımlılık tedavileri çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Birçok hekim, sağlık çalışanı, bağımlı kişiler ve yakınları tedaviye “ ya tutarsa” mantığı ile yaklaşırlar. Bu, başarısızlığı daha da körükleyen bir etkendir. Tedavide klasik yöntemler mutlaka kullanılmalı, ancak beraberinde sebebe yönelik yöntemler de uygulanmalıdır. Bu yöntemlerin başında etken olan travmaları tedavi etmek için kullanılan EMDR ve beyin güçlendirme çalışmaları gelmektedir. Travmatik anılar çözümlenemezse kişiyi bugün yaşanmış gibi etki altında bırakır ve her tetikleyici olayda kişi bu anının da sıkıntısını yaşar. Sonuçta sürekli biriken bir kaygı, korku, sıkıntı ve huzursuzluk kendini gösterir. EMDR travmatik anılara ve bugünkü tetikleyicilere karşı kişiyi duyarsızlaştırır ve beyni gelecekteki olaylar için hazırlar. Bu yönüyle madde bağımlılarının büyük bir çoğunluğunda var olan travmatik yaşantıları çözümleyerek zihinsel ve ruhsal performansı güçlendirir. Bu aynı zamanda iradenin de güçlenmesi demektir. Ayağı kırık bir insanın kırığını düzeltmeden ona nasıl yürüyeceğini söylemek ne kadar anlamsızsa ruhsal yaraları iyileştirilememiş madde bağımlılarına “bunu içme, aklına geldiğinde şöyle yap, dikkatini değiştir, iradene sahip çık” gibi söylemler o kadar anlamsızdır.