Uyuşturucu Önce Süründürür Sonra Öldürür

Makaleler

Uyuşturucu Önce Süründürür Sonra Öldürür


‘Michael Jackson’dan sonra ünlü şarkıcı ‘Amy Winehouse’ da gencecik yaşında uyuşturucudan öldü. Uyuşturucu böyledir. Eğer ondan uzak durmazsanız öldürmeden bırakmaz. Özellikle çocuk ve genç kitleyi etkilemesi, yaygınlığının korkutucu boyutlara gelmesi ve telafi edilmeyecek sonuçlara sebep olması uyuşturucu bağımlılığını yüzyılın sağlık sorunu haline getirmiştir. Çünkü uyuşturucu sadece bugünü değil geleceği de ipotek altına alan bir beladır.

En Büyük Sebep Aile Sorunları
Uyuşturucu sebebiyle görüştüğümüz gençlerde genelde sorunun aile ilişkilerinde olduğunu görüyoruz. Konuşmayan, iletişimi zayıf, paylaşıma kapalı, duygusal ihtiyaçların karşılanamadığı ailelerde gençler bir boşluk ve bulanım durumuna düşebiliyor ve sonuçta çareyi arkadaşlarının sunduğu uyuşturucuda bulabiliyor. Birçok genç duygusal ihtiyaçlarını karşıladığını düşündüğünden uyuşturucu içiyor. Ancak düştüğü bu tuzak duygusal boşluğunu git gide artırdığı gibi buna ilaveten uyuşturucu bağımlısı yapmış oluyor. İten, kakan, hakaret eden, ihmal eden, yetersiz ve işe yaramaz hissettiren, değersizlik aşılayan, eksiklik ve eziklik yaratan ebeveynlerin çocuklarında potansiyel bir bağımlılık riski her zaman söz konusudur. Annesinin sarhoş babası tarafından dövüldüğüne şahit olan, kendisi de bizatihi şiddet gören, korkuyla büyümüş, yalnız bırakılmış çocuklar da büyük bir risk altında. 

Travma, Travma, Yine Travma
Bazı arkadaşlarım şakayla karışık bu travma olayına fazla taktığımı söylüyorlar. Ancak biyolojik psikiyatri ekolünden gelmiş ve yüzlerce uyuşturucu bağımlısıyla çalışmış bir psikiyatr olarak geldiğim bu noktada birçok psikiyatrik bozukluğun altında travmaların yattığını keşfetmiş bulunmaktayım. İlaçla sonucu tedavi ediyoruz. Ama tedavinin püf noktası sebepler. Uyuşturucu bağımlısı gençlerde sebeplerin başında büyük oranda ruhsal travmaların geldiğini görüyoruz. Uyuşturucunun başlangıcı da genellikle bir travma sonrasında oluyor. Kız arkadaşından ayrılma, anne-baba veya sevdiği birinin kaybı, büyük bir hayal kırıklığı uyuşturucuyu tetikleyen unsur oluyor. Geçmiş travmalar eğer yetersizlik, eksiklik, mağduriyet, eziklik, acizlik, güçsüzlük, değersizlik, kale alınmama, önemsenmeme gibi düşüncelere yol açtıysa ve genç bu konularda aşırı hassas bir noktaya geldiyse bir zaman sonra kendisini iyi hissettirecek şeyler aramaya başlıyor. Eğer ev, okul ve arkadaş çevresi bu hassasiyetlerini karşılayacak yeterlilikte değilse uyuşturucu gibi zararlı nesnelere yönelebiliyor, onları bir çare olarak görebiliyor. 

Öldüren Durum ‘Altın Vuruş’
Uyuşturucu kullanan bireylerde alınan madde kişinin bireysel ihtiyacını karşılamadığı gibi daha da derinleştirir. Nitekim araştırmalar esrar başlayan kişilerin %73’ünün kokain, %33’ünün de eroin bağımlılığına gittiğini gösteriyor. Tolerans dediğimiz yani alınan uyuşturucu dozunun yetmeyerek git gide artırılması bireyi ölüme götüren en önemli tehlikedir. Amy Winehouse gibi birçok bağımlı genci öldürense ‘Altın Vuruş’ denilen durumdur. Bu da genellikle damardan alınan yüksek doz eroinle olmaktadır.

Bağımlılığı Tedavi Edecek İlaç ‘Sevgidir’
Uyuşturucu bağımlısı bir genci “ahlaksız, haylaz, psikopat, yaramaz, sorunlu” gibi ithamlarla damgalamak tedaviye giden yoldaki en büyük engeldir. Bağımlılığı ahlaki değil tıbbi bir durum olarak görmeliyiz. Bağımlı bireyler genellikle bu damgalamanın etkisiyle dışlanırlar, aşağılanırlar, hor görülürler. Bunlar zaten bağımlılığın sebebi olan şeyler. Sonuçta bağımlılığın şiddeti daha da artıyor. Yapılması gereken ilk şey bağımlı bireyle sıcak bir iletişime geçmek, onu sarıp sarmalamak, kucaklamak, ona iyi davranmak, onunla kavga etmeden ve yargılamadan konuşmak ve yanında olduğunu hissettirmektir. Bağımlılığın en büyük sebebi sevgisizlik, en büyük ilacı da sevgidir. Ailelerin farkına varıldığında hemen bir uzmana başvurmaları ve yardım almaları çok önemlidir. Ben uygulamalarımda genellikle aileden başlarım. Önce bireyin ailesiyle arasını düzeltmeye çalışır, yaşadığı ortamın kendisi için güvenilir ve huzurlu olmasını sağlarım. Sonra bir taraftan geçmişe ait travmaların oluşturduğu yaraları sararken bir yandan da uyuşturucuya karşı güçlenmesini sağlayacak girişimlerde bulunurum. Eğer uyuşturucu kullanımı öldürebilecek boyutlara geldiyse ve kişi için tıbbi bir tehlike söz konusuysa bunları bir psikiyatri servisinde yatırarak başlatırım. Çıktıktan sonra süreci devam ettiririm. Hafif düzeyde uyuşturucu kullanımlarında aile ilişkilerini düzenlemek bile durumu kontrol altına almada yeterli olabiliyor. 

Ailelerin ve Uzmanlara Mesajım
Karşınızda yaralı bir insan var. Bağımlılık bu yaraların sadece bir sonucudur. Yaraları sarmadan bağımlılığı yok etmek mümkün değildir. O yüzden bağımlılığa olduğu kadar onun sebeplerine de eğilmek gerekir. Aksi taktirde bugün madde bağımlılığı tedavi uygulamalarında gördüğümüz gibi yerinde saymalar, tekrarlamalar, sürekli başarısızlıkla sonuçlanan girişimler ve daha da kötüye gitmelerle karşıya karşıya kalınmaktadır.