kumar-bagimliligi
Kumar Bağımlılığı

<p><br /> Kumar, aileleri birbirinden ayıran, sevenleri birbirinden ayıran ocakları söndüren çok tehlikeli bir illet. Çoğu zaman kişinin itibarını kaybetmesine, toplumsal destek eksikliği, sistemlerinin zayıflamasına ve eşiyle, ailesiyle, çocuklarıyla ayrılmasına sebep olmakta, maddi iflasın yanında bir toplumsal iflası da beraberinde getirmektedir. Peki kumar, bir ahlaki sorun mudur? Yoksa bir tıbbi sorun mudur? Kumar kesinlikle bir tıbbi sorundur. İnsan beyninin özellikle gözün arka bölümüne denk düşen yerinde bir bozulmayla karakterize, bir dürtü kontrol sorunudur. Peki kumara sebep olan etkenler neler oluyor? Çoğu zaman diğer bağımlılıklarda gördüğümüz ruhsal boşluk veya duygusal boşluk, bazı eksiklik düşünceleri ve bunlara sebep olan travmalar oluyor. Yani kişi bazı travmalar yaşıyor ve bazı duyguların eksikliğini hissetmeye başlıyor. Yetersiz, düşük duygular olabilir, değersizlik duyguları, güçsüzlük, eksiklik, eziklik, acizlik, çaresizlik gibi bazı düşüncelere sahip oluyor ve bu düşüncenin uzantısı olarak da kumar oynayarak para kazanarak, kumar yoluyla para kazanarak karşılama eğilimine giriyor bir şey. Fakat öyle bir illet ki bu kumar. Kişi oynadıkça kaybediyor. Kaybettikçe daha çok oynama ihtiyacı hissettiriyor ve her oynadığında kaybettiği değerler gitgide artmaya başlıyor. Bir dipsiz kuyu gibi oynadıkça kaybediyor, kaybettikçe oynama arzusu içerisinde oluyor. İşte bu kumar sadece insanın para kaybetmesine değil, ailesinin de kaybetmesine ve birçok insani duygularını da kaybetmesine sebep oluyor. Peki biz bu durumda ne yapacağız? Eğer kumar, bir ahlaki sorun değilse, bu kumar oynayan insanların çoğu aslında iyi insanlarsa. Çoğu aslında çevresinde bu kumar illetinden önce sevilen, sayılan, dürüst, mükemmeliyetçi, işini düzgün yapan, işine, sorumluluğa sahip olan insanlardır. Peki, biz bu insanlara nasıl yardımcı Olacağız? İşte bu insanlara tıbbi olarak tabii yine Yardımcı olacağız. Gerekli ilaç tedavisinin yanında Travmalarına yönelik, o boşluk duygusuna sebep olan travmalara Yönelik terapiler, aile terapileri, sosyal terapiler, sosyal destek Yaklaşımları, çoğu zaman kumar bağımlılığının tedavisinde son derece başarılı olmaktadır.</p>

adnan çoban,tmu tedavisi,dirençli depresyon,istanbul depresyon tedavisi,depresyon tedavisi
Farmakogenetik Uygulamaların Tedavi Sürecine Katkıları Nelerdir? | Doç. Dr. Adnan Çoban

<p>Farmakogenetik uygulamaların tedavi sürecine katkıları nelerdir? Farmakogenetik testler insanların genetiklerinin ilaçlarla nasıl etkileştiğini ortaya koyarak doktorların hastalarının genetiklerine uygun ilaç ve dozu belirlemelerine yardımcı olur.Bunu şu üç sorunun cevabını netleştirerek yaparlar. 1.İlaç hastanın genetiğine uygun mu? Yani hastada ilaca karşı bir genetik direnç var mı yok mu? Varsa o ilaç büyük bir ihtimalle hastaya etki etmeyecek demektir. 2.Hastanın bedeni ilacı hızlı mı yoksa yavaş mı metabolize ediyor? Hasta için uygun doz nedir?Eğer hızlı metabolize ediyorsa ilacı daha yüksek dozda, yavaş metabolize ediyorsa daha düşük dozda kullanmak gerekmektedir. Üçüncüsü de ilacın hastada yan etki oluşturma potansiyeli nedir? Yani ilaç hasta için emniyetli midir? Testler doktoru ilacın hastaya özel olası yan etkileri konusunda uyarır. Farmakogenetik testler bu üç sorunun cevabını vererek ilaç tedavilerini prospektüs bilgisinin çok daha ötesine taşırlar. Hekimlerin klinik deneyimlerine ilaç etkinliği ve yan etki profili hakkında kanıta dayalı veriler sunarak onları deneme yanılma kıskacından kurtarır ve en çok zorlandıkları tedaviye direnç konusunda işlerini kolaylaştırır. Örneğin dirençli depresyonlarda hastanın antidepresanlara nasıl tepki vereceğini. Önceden tahmin ederek hasta için uygun etkin ve emniyetli ilacın bulunmasına katkı sağlar. Farmakogenetik verdiği katkılarla kişiye özel tıp uygulamalarının önünü açmakta tedavi başarısını ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktadır</p>

Madde ve alkol bağımlılığı kişinin zihinsel, ruhsal,sosyal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayarak olur. Yani bu tedavi bütüncül bir tedavidir. Yani sadece ruhsal tedaviyle olmaz. Veya Sadece ilaçla madde bağımlılığını tedavi edemezsiniz. Peki öncelikle sürekli konuşulan bir mevzu vardır. Kişinin önce kendisini istemesi lazım. Ben buna katılmıyorum. Kişinin Kendisinin istendiğini beklersek o kişi  ölümle ölüm riskiyle  karşı karşıya bırakmış oluruz ki buna hiçbir şekilde hakkımız yok. Bir Ruhsal uzman olarak en azından ben  isteğinin bırakma isteğinin getirilmesini ve tedavinin bir parçası olduğunu düşünüyorum ve çoğu zaman kişiler kendileri istemiyorlar.O zaman ne oluyor? Eğer ileri derecede bir ölümle yani ölüm riskiyle karşı karşıya ise işte efendim  polis işte güvenlik güçlerinden veya işte savcılıktan bir takım yetkiler alınarak kişinin efendim hastaneye sevgi sağlanabiliyor. Ailelerin çoğu zaman  çaresiz kaldıkları meselelerden bir tanesi bu.Yani kişiyi hastaneye tedaviye sevk etme noktasında sorun yaşıyorlar. Burada tabii hekimle birlikte kooperatif olarak bu aşamanın geçilmesi söz konusu olabilmektedir.Bu aşamayı geçtik.Hasta Efendim eğer madde uzaklaşıyorsa ne yapmamız gerekiyor? Onu bir şekilde birini müşahede  gözlem altına almamız gerekiyor. Çünkü orada klinik mücadele altında dışarıda olduğundan çok daha emniyetli olacaktır. Burada ne yapıyoruz? Yoksulluk ataklarını sağlıklı bir şekilde atlatmasını sağlıyoruz kişinin.Çünkü yoksulluk döneminde kişilerde efendim birtakım fiziksel belirtiler mesela işte alkol bağımlısı olan insanlar dediğimiz işte  şoka kadar  varabilen kişinin ölümüne bile sebep olabilen yoksunluk belirtileri sözkonusu oluyor. Bunun mutlaka bir hastane ortamında Tedavi Edilmesi, bu yoksunluğu giderecek  bir takım ilaç tedavilerinin eklenmesi gerekiyor. Yine efendim serum tedavisiyle kişinin  bu maddeden arınması, vücudundaki toksik maddeden uzaklaştırılması da son derece önemli bir tedavi protokoldür.Bunun yanında hastanede yattığı süre içerisinde sadece ilaç tedavisi ve kişiyi tecrit etmek son derece yetersiz bir tedavi yaklaşımıdır. Biz ne yapıyoruz? Bu süreçte kişiye aktif bir ruhsal destek veriyoruz. Psikoterapi uygulaması yapıyoruz. Özellikle işte bir kişi hastaneye yattığı zaman tedavi için en az altı hafta kadar hastanede yatılıyor. Bu altı haftalık süre bizim için son derece önemli bir kritik bir süredir.Altı haftada biz bir insana bir yıllık psikoterapi desteği verebiliyoruz. İşte Travmalarını tespit ediyoruz.Travmalarını efendim işte  giderecek işte EMDR gibi EMDR gibi birtakım yöntem kişinin travmalarından arınmasını sağlıyoruz. Yine Efendim işte yanlış inanışları kendine işte efendim yanlış tanımlamalarıyla ilgili sorunlar varsa bilişsel davranışçı terapilerle bunların düzeltilmesinde son derece yardımcı oluyoruz. Aynı zamanda madde bağımlılığında çok sık olarak gördüğümüz dikkat ve konsantrasyon zafiyeti, beyin performansının düşmesi, beyin gücünün azalması  için de beyin terapi dediğimiz yani beynin güçlendirilmesi  terapileri. Bunlar bilgisayarlı modüllerle kişinin dikkat, hafıza ve diğer konsantrasyon birtakım  beyin fonksiyonlarının güçlenmesini sağlıyoruz. Yani kişi dışarıya çıktığında amiyane bir tabirle maça  bir sıfır galip bir şekilde başlamış oluyor. Daha sonrasında tabii yapmamız gereken en önemli şey aile ile olan bağları tekrar güçlendirmek, aileyi eğitmek ve sosyal kişinin bağımlılıktan uzaklaşacağı sosyal bir ortamı tesis etmek oluyor.