Bipolar bozukluk nedir, bipolar bozukluk nasıl tedavi edilir ile ilgili Doç. Dr. Adnan Çoban'ın bilgilendirici videosunu izleyebilirsiniz.
Bipolar bozukluk nedir?

<p>Bu üçlü, mizaç bozukluğu veya panik depresif bozukluk, tıbbi adıyla bipolar bozukluk, psikiyatrinin belki de en önemli rahatsızlıklarından biridir. Sorun, kişinin duygu durumunu ayarlayan sisteminin bozulmasıdır. İnsanda iki türlü, iki uçlu bir duygu durumu vardır. Mesela neşe, coşku duygusu da vardır, işte keder, üzüntü duygusu da. Normalde, normal bir beyinde insan, günlük içerisinde sınırları aşmaya giriş çıkışlar yaşar. Bazen düzdür, ama bu sınırları aşmaz, belli bir limiti vardır. Bu limiti aşmaya başladığında, eğer insandaki coşku, hareketlilik, sevinç, neşe duygusu veya öfke duygusu üst limitini düzenlemek çıkmaya başladığında, biz orada mani dediğimiz veya taşkınlık dediğimiz durumu görürüz.</p> <p>Bu taşkınlık durumda ne olur? İnsanın düşüncelerinde, duygularında ve davranışlarında hızlanmalar söz konusudur. Mesela, iki uçuş mesleğinde bir durum söz konusudur, sürekli bir fikirlerin uçuştuğunu ve bunların dile getirildiğini düşünürse çıkacağız. Sürekli konuşan, sürekli bir şeyler anlatmaya çalışan, sürekli hareket eden, aşırı enerjiye sahip olabilir. Mesela, çok mülayim bir insansa, sürekli türkü şarkı okuyan, dans eden biri. İki saat uyur ama çok uyumuş gibi günlerce uyumaz, sanki saatlerce uyumuş gibi zinde olduğunu düşünürler.</p> <p>Bu durum tabii ki psikososyal açıdan zararlara götürebilecek bir durumdur, mutlaka tedavisi gereklidir. Eğer böyle bir kontrolsüz bir tablo söz konusu ise, kişinin bir hastanede gözetim altında kalması, ilaç tedavisinin düzenlenmesi ve sonra düzgün bir psikiyatrik takip programını alması gerekebilir. Bu tablonun maliyeti yüksek olabilir, tedavi edildiği takdirde kişinin hastalığın izlerini tamamen sıfırlanır ve hiç hasta değilmiş gibi yaşayabilir. O yüzden hastanın ilaç tedavisine devam etmesi ve psikiyatri ile iyi bir diyalogda olması son derece önemlidir. Bu hastalıkta yüz güldürücü en önemli taraf şudur: İyi bir tedavi ile hastalığı belirtileri tamamen sıfırlanmış kişiler hayatlarına devam edebilirler. Burada tek bir şart vardır, ilaç tedavisine dikkat etmek ve hekimle ilişkiyi kesmemektir.</p>

corona-virus-salgini-bencillik-saldirganlik-ve-damgalamaya-sebep-oluyor
Corona virüs salgını bencillik, saldırganlık ve damgalamaya sebep oluyor!

<p>Koronavirüs salgınında ortaya çıkan iki davranıştan yıkıcı davranıştan bahsetmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi ölüm korkusunu yaratmış olduğu, aşırı saldırganlık ve bencillik. Diğeri de yine ölüm korkusunu yarattı. Damgalama. Aşırı saldırganlık ve bencillik bu tür afet olaylarında veya travmatik, büyük travmatik olaylarda çok sık olarak gördüğümüz bir davranıştır. Konya'da bir olay oldu biliyorsunuz. Bir Güney Koreli Çinli zannedilip bir grup insan tarafından dövüldü. Bu aslında çok trajikomik bir olay. Ama sadece hamasetten veya cehaletten kaynaklanan bir olay değil. Bunun arka planında ölüm ordusuyla korkan, bencilleşen ve saldırganlaşan bir insan profili var. Yani insanlar doğal afetle dönemlerinde veya koronavirüs salgını gibi salgınlarda bencilleşirler ve saldırganlaşırlar. Bir diğer olayda bir diğer davranışta. Damgalama davranışıdır. Tarihte yaşanmış olan veba ve kolera. Salgını çok meşhur biliyorsunuz. İnsanlık için aslında bunlar kolektif bir travmadır. Yani o yüzden insanlar salgın gibi afetlerden çok korkmuşlar. Hastaları dışlamışlar. Hatta yok etmeye çalışmışlardır. Koronavirüs salgınının da böyle bir damgalamaya sebep olduğunu söylemek mümkün E damgalama insanlara nasıl yansıyor? Kişilerin enfeksiyonundan daha da korkmalarına ve hastalığı gizlemelerine sebep oluyor. Birçok kişinin bu yüzden hastalıkların son ana kadar gizlediklerini ve sağlık kuruluşlarına son raddeye kadar baş vurmadıklarını biliyoruz. Halbuki erken başvurular hem kişinin kendisini hem de bulaştıracağı bileceği insanları korumak adına en hayati tedbirdir. Koronavirüs bir eksiklik, bir zayıflık, bir kişilik sorunu değildir. Bir viral enfeksiyondur. Bir sağlık sorunudur. O yüzden bu damgalamanın etkisinde kalmayınız. Ve herhangi bir belirti gördüğünüzde hemen hastaneye sağlık kurumlarına müracaat ediniz.</p>

Depresyonun ruhsal belirtileri nelerdir ile ilgili Doç. Dr. Adnan Çoban'ın video içeriğine web sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Depresyonun Ruhsal Belirtileri Nelerdir?

<p style="margin-top:13px; text-align:left"><span style="line-height:100%">İnsan beyninin fonksiyonlarını bedensel, ruhsal ve zihinsel olarak üçe ayırabiliriz. Depresyonda insan beynini kimyasında bir bozulma söz konusu olduğu için, özellikle beynin sol ön bölgesinin, arka bölgesinin sol ön arka bölgesinin kimyasal düzensizliğinden dolayı kişide ruhsal zihinsel ve bedensel birtakım belirtiler ortaya çıkar. Ruhsal belirtiler daha çok mutlu olma ve hayattan zevk alma becerilerinin sekteye uğramasıyla karakterizedir. Yani kişi artık eskisi kadar hiçbir şeyden keyif alamıyordu. Hiçbir şeyden mutlu olamıyordu. Ve ruh iklimi sürekli kederden yana adeta bir kış mevsimini yaşıyor. Hiçbir zaman güneşi görmüyordur. Sabah kalktığı zaman bugün nasıl geçecek? Akşama kadar ben ne yapacağım? Şeklinde düşünüyordur. arkadaşlarıyla sevdiği dostlarıyla işte aile efradıyla bir araya geldiği zaman bile artık mutlu olamamaya başlamıştır. Bunun yanında kişide zevk alıcı bir takım etkinliklere karşı istek ve ilgi de kaybolmaya başlar. Yani kişi hayata karşı isteğini ve ilgisini de kaybetmiştir. Ayrıca bir gerginlik, endişe, korku hali de depresif durumlarda kendisini gösterebilir. Yani kişi Hayatın sonunun geldiğini, artık eskisi gibi mutlu olamayacağını, artık hayatın bir anlam taşımadığını düşünmeye başlar. Ve bu kişi de bir şiddetli gerginliğe, gerilime ve endişeye, korkuya yol açmaya başlayabilir. Yine depresyonda gördüğümüz en önemli belki de depresyonun varlığını bize gösterecek ilk belirtilerden birisi de aşırı gerginlik ve sinirlilik halidir. Kişi çevresindeki herkesi üzmeye başlar. Çok sevdiği insanlara tahammül edememeye başlar. Ev hanımları işte anneler çocuklarını tahammül edemeyip hatta bazen gelip hocam çocuklarım var ve onları tahammül edebilip arada bir canlarını yakıyorum diye ağlayan hastalarımız olmaktadır. Yani kişi çalıştığı iş yerinde çok yakın iletişimde olduğu kişilerle veya sosyal alanlarda mesela efendim trafikte öfkesini kontrol edememeye ve aşırı bir takım tepkiler vermeye başlar. İşte bu sinirlilik, gerginlik, endişe, korku, mutlu olamama, hayattan tat alamama, ilgi ve istekte azalma, depresyonun ruhsal belirtileri olarak karşımıza çıkmaktadır.</span></p>

adnan çoban,psikolog,psikiyatrist,online terapi,ergenlikte bağımlılık,travma,psikolojiktravma,travmatedavisi
Travma Sonrası Stres Bozukluğu Tedavi Edilmemesi Durumunda Kalıcı Hale Gelir mi?

<p>Travma sonrası stres bozukluğu müdahale edilmediği takdirde kronikleşen ve insan hayatını çok büyük sıkıntıya sokan bir psikiyatrik bozukluktur. Bedensel bir takım yakalarda başlayıp bütün zihinsel alanlara kadar birçok alanımızı etkiler. Mesela dikkat performansımızı düşürür, beraberinde unutkanlığa sebep olur, uyku kalitesi ve iştah kalitesi bozulabilir, kişinin beden sağlığı bozulabilir bir takım metabolik rahatsızlıklar gelişebilir. Yine depresyon alkol ve madde bağımlılığı ilerleyen dönemlerde bir takım daha derin psikiyatrik rahatsızlıklar da kronikleşmiş olan travma sonra stres bozukluğunda kendini gösterebilir. Tedavi edilmemiş travma sonrası stres bozukluğu insanın bedeninde bir takım bozulmalar yaratabilir, mesela ağrılar, sızılar, fibromiyalji gibi bir takım rahatsızlıklar bu travma sonra stres bozukluğu tedavi edilmediğinde karşımıza çıkabiliyor ruhsal durumu bozabilir işte depresyon gibi madde bağımlılıkları gibi birçok psikiyatrik rahatsızlığa zemin hazırlar. Yine korkular, kaygılar, endişeler, kişinin kaçınmalarını sebep olabilir sosyal performansını düşürebilir mesela "İş Özel Yaşam" dengesini bozabilir ki travma sonrası stres bozukluğu olan insanlarda en sık gördüğümüz şey emosyonel uyuşma, halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, tükenmişlik&nbsp;ve sorumluluk alamama davranışıdır.&nbsp;En çok kendisini gösterdiği belirti budur. O yüzden travma sonra stres bozukluğunun bir an önce tedavi edilmesi ve kronikleşmesine izin verilmemesi gerekiyor.</p>

Panik bozukluğuna panik bozukluk beyaz panik atak bozukluğu adı da veriliyor Genelde panik atakların dan sonra kişinin bu panik atakların gelmesinden endişe etmesi bir daha yaşarım korkusuyla hayatını kısıtladığı bir tablo olarak karşımıza ben kişi panik atak yaşarım endişesiyle yalnız kalmaktan yalnız bir yere gitmekten evinden dışarı çıkmaktan uzak yerlere gitmekten işte hastane veya tıbbi müdahale yapılabilecek yerlerin olmadığı takım mekanlara gitmekten kaçınmaya Baş zaman içerisinde bu kaçırma işini hayatını iyice abluka altına alır ve kişi facebook bozuktu tablosuna hızla Hilal panik bozukluğu genellikle bir panik atakta başlıyor ilk başta bir panik atak yaşayan kişi o korkuyla gitmiyoruz ki panik atak esnasında aşırı bir ölüm korkusu kalp krizi geçiriyorum Ben de işte ölümcül bir şey var fox yaşı ve hemen ne yapıyor bir acil servise Baş acil serviste işte kardiyolog görüyor dahiliyeci görüyor birçok tetkikler yapıyor ekarge çekiliyor e ben Hatta bazen beyin emarı çekiyor birçok tahliller yapılır bakıyor size herhangi bir şey yok evine gönderiyor turbo atar bu ay ya kalırsa bir sorun oldu ama bir daha bu ataklar söz konusu olursa ve gitgide sıklığı ve şiddeti atarsa İşte o zaman panik bozukluğu tablosu gelişmeye yok kişi ben bir daha panik atak yaşar mıyım bir daha panik atak yaşarsam ne yaparım düşüncesi geliyor işte ve gitgide hayatını kısıtlamaya başlıyor kendini korumaya almıyor mesela evde yalnız kalmak istedi bir yere giderken uzak bir yere giderken yanında mutlaka birisini neden Bayılır kalırım kimse bana müdahale edemez söyle yanında mutlaka birilerin ya çok kalabalık efendim işte kaçamayacak sayılamayacağı birtakım mekanlara gitmekten İşte biz AVM lere gitmekten kaçırmaya Başlıyor spor yapmaktan kaçmaya başlıyor yine Efendim hastalık olur da ben bir orada kalırım yoksa bana müdahale edemez düşüncesiyle uzak Yollara köpekten kaçınmaya zaman içerisinde bu kaçınmalar o kadar şiddetli bir hale geliyor bu beklenti anksiyetesi yani panik atak yaşarım korkusu kişiyi o kadar etkisi altına almaya başörtü ileri düzeyde hayati kısıtlanan ve dışarı çıkmak istemeyen Hatta evinden adım atmayacak noktaya kadar kişi gelişir.